Ne yaptın Deniz Baykal! Duygusal davranmanın sırası mıydı? Daha aklıselim, daha soğukkanlı davranacakken, ne yaptın?
İlk kez beni şaşırtıyorsun, ilk kez bütün ezberlerimi altüst ediyorsun.
Köşelerinden sana “istifa et istifa et” diye bağıranlara bir baksana... Söz konusu Berlusconi, Sarkozy olunca başlarına taç edinenlere kına yaktırmanın sırası mıydı? Ki asıl onlar senin ardından timsah gözyaşı dökecek olanlardır.
Hele bir de bu komplodan hükümeti sorumlu tutman yok mu, ne olup bittiğini ya gerçekten anlamıyorsun ya da halen numara çekmeye devam ediyorsun.
Oysa tam da her şey yeni başlıyordu. Oyunları bozup kendi oyununu kurmanın, belki de asıl şimdi tertemiz bir sayfa açmanın tam vaktiydi. Cumhuriyetin temsilcisi olarak şantaj tehditlerini arkana atarak, asıl şimdi yapacaklarınla tanıyacaktık seni Deniz Baykal. Eski statükocu, devletçi yapıdan, yapmak istemediklerinden, zorla yaptırılanlardan kurtulmuş bir Deniz Baykal olarak halkın karşısına çıkabilirdin.
Nelerle tehdit edildiğini söylemenin de tam sırasıydı. Açıklayamadığın her ne varsa ortaya döküp, “kaybedecek bir şeyinin olmadığı” restini çekebilirdin. Zira asıl kazananlar kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlardır...
Dünya değişiyor, kurulan tuzaklar değişmiyor. Nedendir bilmiyorum ama, daha ilk andan itibaren, malum görüntüler ile Deniz Baykal’ın saf dışı edilmek istendiğini düşündüm. Sadece “niye” sorusuna alternatif cevaplar üretiyordum zihnimde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.