Mahallenin iyi çocuklarıyız biz. Cumartesi akşamı Harbiye Kongre Salonu’ndaki “Birlikte Yaşama Ödülleri”nin verildiği gece, salonda hissettiğim buydu. Toplum içerisinde birlikte yaşamaya katkıda bulunan mahallenin iyi çocuklarına (gazetemiz Taraf içinde olmak üzere) ödüller verildi.
Mahallenin iyi çocuklarıyız biz. Özünde kötü olmayan çocuklara gösterilen iyi örnekleriz. Kırmızı kurdela takılmış örnek çocuklarız. (Yaşar Büyükanıt’ın, oraya buraya bomba koyan “iyi çocuk”ları gibi değil, belki eline pimi çekilmiş el bombası verilen iyi çocuklardanız!)
Sahnedeki her enstrümandan önce tek tek dinlediğimiz şahane müzikler... Keman, kanun, ney, bağlama... Sonra hepsi biraraya gelip de “Hayat bayram olsa” çalınca, bir bahar coşkusuna kaptırdım kendimi...
Kendini akıllı sananların üç günlük dünya için ya çakmaya çalıştıkları ya da çıkartmaya çalıştıkları çivilere bakınca, akıllı olmak istemediğime karar veriyorum. Neyin kavgası diye düşünmeden edemiyorum.
Şimdi çıkmışız toplumun uslu çocuklarına ödül veriyoruz. Okuma yazma öğrenmek için başladığımız sınıflar, sınıfsal farklılıklara zemin hazırlıyormuş meğer. Bölünmeleri bir türlü bitiremiyoruz. Vicdanlara seslene seslene bitecek kavgalar. Kavga edenler, buna gerek olmadan yaşanabileceğine inanacaklar. En nihayetinde Adem’le Havva’nın çocukları değil miyiz. İnsan olmak neyimize yetmiyor!
Ödül almak güzel ama insanı temelden ilgilendiren konularda ödüller alıp vermeye gerek duymadan yaşanacak günlere...
Niye hep Gül!
Maksadım çıkan fitne ateşine odun taşımak değil, ancak cidden merak ettiğim bir şey var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.