Mademki “düne kadar kimse, kimin Alevi, Sünni, Kürt, Ermeni olduğunu bilmezdi, bu iktidar geldi herkesi kamplara böldü” diyerek yaygara kopartılıyor, sinirler bozuluyor, o halde bu dönemde kimseden aklıselim kelam beklemeyelim.
Hepsini yeniden eski yerlerine gömelim, böylece yaşayıp gidelim. Ne de olsa, eski halde iken huzur(!) içinde yaşayıp gidiyorduk.
Herkes karnından konuşsun.
Kimse meselenin aslı hakkında en ufak bir imada bulunmasın, sadece tezahürleri etrafında lafı geveleyip dursun.
Böylece yıllar geçsin.
Yirmi sene sonra da bizim ülkemizde halen bölücülük ve irtica tehlikesi olsun, Milli Güvenlik Kurulu’nda askerin ağzına bakan yalakalar gazeteci diye ortada dolaşsın.
Askerler ülkeyi bir uçtan bir uca tepe tepe kullansın.
Canlarını sıkan olursa yine “topyekûn savaş” açsınlar millete.
Üç beş tane kukla bulup, yemleme medyanın gazete ve televizyonlarında irticanın ne kadar azdığına dair komik senaryolar oynasınlar.
Bu senaryoları yutmayacak gibi görünenleri de bir örgüt kılıfı uydurup içeri tıksınlar. Pazarcıların kavgalarından Atatürk’e ve Türk bayrağına hakaret davaları devşirsinler.
Sonra...
Parti kurup ülkeyi yöneteceğini iddia eden eblehlere, memleketin tüm eblehleri oy versin.
Gerçekten bir seçim olmuş, gerçekten “hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” gibiymiş gibi dereden tepeden konuşalım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.