Nasıl iştir hiç kimse anlamış değil. Türkiye’yi bir çatışma ortamına sürüklemek için birileri ellerinden geleni ardına koymuyor. “Birileri” diye yazılır çizilir hep. Siyasiler kullanır, aydınlar kullanır, gazeteciler kullanır. Eskiden beri bu “birileri” sözcüğünden hazzetmem ama ben de lafın gelişi yazdım işte.
Bu “birileri” kimdir, bir türlü elle tutulur gözle görülür bir adresi yoktur. Ama ortada görülen vakaları birbirine eklediğinizde, hani klasik tabirle yapbozun parçalarını yan yana koyduğunuzda, ortaya çıkan resimde hep “birileri” vardır, ama görünmezler. Üç boyutlu resimler var ya, tıpkı öyle. Biraz gözleri şaşı yapıp belli bir süre bu resme bakmak gerekiyor ki görebilesiniz. Gözleri sabitleyip üçüncü boyuttaki görüntüye baktığınızda da etrafınızı doğru düzgün göremiyorsunuz. Böyle de bir tuhaflığı vardır bu işin.
Şimdi, Anayasa Mahkemesi, iki yıldır uyuyan dosyayı birden eline aldı ve şipşak kapatma kararını verdi.
Devlet işleri gerçekten bu kadar birbirinden ayrı mıdır, pek kestiremiyorum.
Yani birinin yaptığını öbürü rahatlıkla bozar mı? Yani Anayasa Mahkemesi, Başbakan ile, Cumhurbaşkanı ile hiç görüşmeden mi bu tür kararlar alır, kimse birbirine danışmadan mı iş yapar, cevabı zor bir soru. Eğer gerçekten böyleyse güzel bir sistem. Ama bir yere kadar.
Ak Parti hükümeti yüzyıllık soruna el atmış, yanlışlarıyla doğrularıyla –ama el atması başlı başına güzel bir hareket- sürdürmeye çalışırken, pat, DTP kapatılıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.