Demek ki, aşk gibi yüce bir olguyu filme çekerken, cinsellik ve aldatmaktan ibaret gösterip içini boşaltanları ters yüz ederek başarılı olunabiliyormuş.
Demek ki, din aşağılanmadan, imam ve müezzin karakterleri de kekeme, uçkur düşkünü, düzenbaz rollerine mahkûm edilmeden hayatın içinden karakterler olarak anlatılabiliyorlarmış.
Demek ki, cami, ezan, mescit, namaz gibi dinî unsurlar da olsa vıcık vıcık bir tebliğ kazanına sokulmadan sinema diliyle anlatılabiliyormuş.
Yıllardır medyanın “dindar insanlar nasıl âşık olur, ne hisseder” gibi abuk sabuk sorularıyla uzaylı muamelesi çekmesine cevap veren bir film
Uzak İhtimal. Dindar insanlar da âşık olur, mahcup olur, şaşkına döner, ağlar, yalnızlığa sığınır.. bunların izini
Uzak İhtimal’de adım adım sürebilirsiniz. Gerçi konu rahibe ile müezzinin aşkı olunca daha bir cazip geliyor insana ama, sıradan iki insan olsa da yaşanacaklar hemen hemen aynıdır.
Bence filmin adı, festivale katılıp da ödül aldığı şekilde, “Yanlış Tespih” olarak kalmalıydı. Çünkü müezzin Musa’nın genç rahibe adayı Clara’nın düşürdüğü boncuklu kolyesini (imamesi Haç şeklindeydi) camide tespih olarak çektiği bir sahne var ki, muhteşem...
Filmin senaristleri Tarık Tufan ve İsmail Kılıçarslan’ın böylesi başarılı bir filme imza atmaları ayrıca sevindirici. Ve yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun’a söylenecek tek şey, harika bir iş çıkartmışsın, yüreğine sağlık, ödülü fazlasıyla hak etmiş film.
Yazının devamını okumak için tıklayın.