Bugün Başbakan’a bir davette bulunmak istiyorum, geçen hafta yaşadıklarımızı şöyle bir değerlendirdikten sonra.
Neredeyse siyasi bir gelenek haline dönüşen “şey”i telaffuz etmeden önce söyleyeceklerim var.
Nedense bu memlekette önemli insanlar ancak öldükten sonra “badem gözlü” olurlar ve kıymetleri anlaşılır. Yapıp yapmadıkları hep iş işten geçtikten sonra ortaya çıkar, eleştirilir ya da övgüler düzülür.
Nedense bu memlekette herkes vazifeden el etek çektikten sonra, bir ayağı çukurdayken hatıratlarını yazarlar... (Belki her şeyini yoluna koymuş, düzenini kurmuş ülkeler için anlaşılabilir bir şeydir bu, ama Türkiye henüz bu durumda değil.)
Anılarını yazdıklarında da ya çoğu muhatap zaten şu fani dünyadan göçmüş ya da köprünün altından çokça sular geçmiş olduğundan, karşımızda hesap soracağımız kimsecikler olmaz. Biz de bu hatıratları genellikle dumanını havaya savurduğumuz sigaraya karışan “ah vah”larla okuruz.
Son zamanlarda bunları sadece okumakla da kalmayıp “dönem dizileri” konseptinde de izliyoruz.
Milli Mücadele döneminde geçen
Kurşun Yarası,
Kırık Kanatlar; 1960 darbesiyle başlayan
Hatırla Sevgili; 1980 darbesinde geçen
Çemberimde Gül Oya.. gibi. Tanıtımlarında 1980’den başlayıp günümüze kadar getireceklerini açıkladıkları Bu
Kalp Seni Unutur mu dizisi var şimdilerde de.
Yazının devamını okumak için tıklayın.