Asimetrik psikolojik savaş “ıslak imza” krizi ile yeni bir aşamaya geçti. Cem Karaca’nın
Ne olur ıslak ıslak bakma öyle şarkısını mırıldandım haberi ilk duyduğumda, zihnimde İlker Başbuğ’un fotoğrafı canlanırken. Bir yandan da
Avrupa Yakası dizisinin son çeyreğinde Laz karakterinin dilinden meşhur olan “N’oldi, rengin soldi” repliği nedense üflendi kulağıma sanki...
Güleriz ağlanacak halimize durumundayız tam da. Latife yapılacak konu mu bu. Hiç değil. Bir ülkenin en önemli kurumu olan ordusunun komuta kademesine yükselmiş kimselerin güzide insanlar olması, bizim de burada yaptıkları işleri gönülden destekliyor olmamız gerekirken düştüğümüz şu duruma bakın.
Artık o kadar laçkalaştı ki her şey, bu sürecin bir an önce (en süratli şekliyle) sonuca bağlanması gerekiyor.
Şimdi bu “ıslak” imza YAŞ’a gelecek mi, yoksa yaş tahtaya basmak deyimi de sadece Siviller İçin Türkçe Sözlük deyimlerinden mi, göreceğiz.
Ancak,
Akşam gazetesinde Deniz Ülke Arıboğan’ın işaret ettiği konular da insanın kafasını karıştırmıyor değil.
TSK’da bir gariplikler silsilesidir gidiyor.
Fotokopi dendi, kâğıt parçası dendi, belgenin gerçeği niye aylarca sonra ortaya çıkarıldı. Cuntacı grubun içinde bulunan bir subayın belgeyi dosyadan gizlice alıp nedamet duyguları, içinde bunu savcılığa ulaştırması da en az “kâğıt parçasıydı, değildi” muhabbetleri kadar zihin bulandırıcı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.