Huylu huyundan vazgeçmiyor cancağızım.
Çıkmayan candan umut kesilmez beklentisini her daim canlı tutarak göle fitne mayası atmaya devam ediyor.
Ben kendisinden “hatıralarını” bekliyordum, o ise televizyon programlarında ve köşesinde keşkelerini ve hayıflanmalarını anlatıyor.
“Yuh olsun bana” diyor, “Yayın yönetmenliğim sırasında bir türbanlı kadın keşfedebilirmişim.. Iskalamışım.”
Ama bizler Özkök’ün başörtülü kadınları hiçbir zaman ıskalamadığını gayet iyi biliyoruz. Ak Parti’nin iktidara geldiği ilk yıldan bu yana, hangi hastanede başörtülü doktor var, Meclis’te kaç tane eşi başörtülü milletvekili var, bürokratik atamalarda kimlerin eşleri başörtülü (ayrıca bunun İmam-Hatipli versiyonu da var, o başka bir bahis).. çok iyi takip etmişti Özkök yönetimindeki
Hürriyet. Üniversitelerin “ikna odaları”ndaki kızları da öyle.
17 Ağustos 2007’de şöyle yazmıştı kendileri:
“Günlerdir Doğan Haber Ajansı ve Hürriyet istihbaratındaki arkadaşlarımı kutluyorum.
Çok güzel bir araştırma gazetecilik yaptılar.
Türkiye’de en çok tartışılan konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne nasıl yansıdığını ortaya çıkardılar.
Meclis’e giren milletvekillerinin kaçının eşi türbanlı, kaçının açık, onu buldular.” Bakar mısınız, teşekkürü hak eden ne büyük bir icraat. Ne müthiş bir sosyolojik araştırma!.
Yazının devamını okumak için tıklayın.