Uyguladığı akıllı politika ile Abdullah Öcalan özellikle 1999’dan sonra, yani hapsedildikten sonra, PKK liderliğinden “Kürt halk önderi” “Reber, Serok” mertebesine çıkmayı başarmıştı. Şemdinli saldırısı ile PKK onun “Reber” rütbesini söktü ve tenzili rütbe ile onu “PKK Onursal Başkanı” noktasına itti.
Öcalan 1999’dan sonra özellikle hapisteki koşullarını iyi değerlendirmiş, herkes onun bitişini ve bir kenarda unutuluşunu beklerken o, önce müthiş bir dönüşle Türk halkındaki öfkeyi soğutmak için PKK’yı Kuzey Irak’a çekmiş, bu arada geçen çatışmasızlık döneminde de kendine yatırım yapıp “Kürt halk önderi” olduğunu en azından Kürtlerin önemli bir bölümüne kabul ettirmişti. Çatışmasız geçen 1999-2005 arasında en etkin Kürt siyasi faaliyetlerinden biri Öcalan’ın doğum gününün kitlesel gösterilerle kutlanmasıydı. Bu Öcalan’ın akıllı stratejisinin bir parçası olarak “Kürt halk önderi” olma yolculuğunda attığı adımlardan sadece bir tanesiydi.
Öcalan bu stratejiyle PKK’nın kendisine bağımlı olmasını garantiledi. “Kürt halk önderi” sıfatı ona öylesi bir kazanım sağladı ki, ne PKK içinden bir kimse ne de Kürt siyaseti içinden önderler Öcalan’ın önderliğini sorgular hale düştüler.
Böylece Öcalan bir mıknatıs olarak bütün topluiğneleri etrafında toplayıp birlikte stratejisinin ikinci aşamasına geçti.
Bu aşama “barışın mimarı” olma aşamasıydı. Öcalan kendisini özellikle Mandela ile eşdeğer bulup ülkeye hatta Ortadoğu’ya “barışı getiren adam” olarak adını tarihe yazdırmak istiyordu. Böylece hapisten de kurtulmayı hesap ediyordu. Bunun için çok uzun görüşmeler de yaptı.
Bu görüşmelerde kendi liderliğine ve örgüt üzerindeki hâkimiyetine çok güveniyordu ama devlete güvensizliği derindi. Bunun için bu güvensizliği bir tür garantiye almak için aracılar üzerinden devletle yaptığı görüşmeleri kamuoyuna da yansıttı. Balıkçı, tam da bu iş için kullanıldı örneğin. Ben bu nedenle Balıkçı’ya “aracının aracısı” diyorum. Bu stratejiyle Öcalan devletin kayış atmasını önlemek ve sorumluyu kamuoyu ile paylaşarak barış sürecini kimin dinamitlediğini açıkça kamuoyuna göstermek istiyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.