Bu hafta Abdullah Öcalan ve PKK’dan tehdit aldım. Öcalan avukatlarıyla yaptığı görüşmede beni “gizli NATO’nun elemanı” ilan edip tehdit etmiş. Bu nedenle artık korumalarla gezmek zorundayım. İşin garibi, yazdığım yazılarda Öcalan ve PKK’yı övdüğüm iddiasıyla yargılanıyorum. Dahası felsefi olarak idama karşı bir kişiyim ama Öcalan, “Türkiye’ye idam yeniden gelsin” kampanyasını savunduğuma hükmedip, beni kendisini imha etmek isteyenlerden biri olarak ilan etmiş. Yani, içinde olmadığım eylem ve savunmadığım ne varsa, onlardan sorumlu tutuluyorum; hem devlet hem Öcalan tarafından.
Bu ülkede garibanlar ölmesin uğraşının bedeli, –sanırım hem Öcalan hem de savcılar tarafından- tehdit edilmek. Savcıları anladık, onlar buluttan nem kapıyor da; Öcalan’ın hakkımdaki “muhteşem” çıkarımını yapması için elinde ne tür bilgi var onu merak ediyorum. Ya yazılarımı okumadan kendisine verilen yanlış bilgi üzerine yorumlar yapıyor. Bu durum hem Öcalan hem de benim için çok tehlikelidir. Öcalan için tehlikeli, çünkü maniple ediliyor demektir. Beni de birileri –muhtemelen derin devlet- hedef yaptı ve Öcalan eliyle ortadan kaldırmak istiyor demektir. Ya da Öcalan yazdıklarımı okuyor ve yazılarımdaki “Da Vinci Şifresi”ni çözdü. Bu, sadece Öcalan için kötüdür çünkü anlamsız bir uğraş içinde demektir. Çünkü benim yazılarda şifre yoktur. Her şeyi açık yazarım. Öcalan’ın bu sözünden sonra PKK’nın dışından birilerinin de beni hedef alıp ihaleyi Öcalan’a yıkacağını sanırım Öcalan da biliyordur. Ya da ihaleye gönüllü olmuştur. Neresinden bakarsan bak tatsız bir durum.
***
Özgür Mumcu’ya cevabımdır:
Radikal’den Özgür Mumcu Ahmet Şık’ın Express dergisine yaptığı açıklamadan sonra beni “kara propaganda” yapmakla suçlamış. Anlatayım; Şık şöyle demiş:“Savcılıkta bana ‘Bu notlar sana mı ait’ diye sorularak sadece iki-üç cümle okundu. Onlar aynen benim notlarımdı. ...Bilgim ve rızam dışında OdaTv’ye gönderilen ya da oradaki bilgisayara ‘konulan’ nüshada yer alan notlar savcı ya da hâkim tarafından bana sorulmadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.