Haziran seçimlerinden önce bir televizyon programında beraber programa katıldığım Mahmut Alınak “Seçimlerden sonra öyle şeyler olacak ki AKP hükümeti altı ayda istifa etmek zorunda kalacak” demişti. Alınak o programda ısrarla sivil inisiyatiften söz etmiş ve şiddet içermeyen yönetimlerle AKP’nin altı ay içinde devrileceğini iddia etmişti. Seçimlere demokratik bir anayasa yapma vadiyle giren ve o dönemde PKK ile diyalog kuran bir hükümetin altı ay içinde devrilmek istenmesini bir türlü anlayamamış ve buna itiraz etmiştim.
Program sonrasında da uzun uzun bu meseleyi tartışmıştık. Bu konuda bir de yazı kaleme almış ve PKK’nın ortada hiçbir şey yokken başlattığı şiddet dalgasının seçimlerden önce planlanan bir süreç olduğunu anlatmıştım.
Bu hatırlatmayı KCK’ya yapılan son operasyonlardan sonra ortaya dökülen bilgilerle birlikte AKP’yi devirmeyi, bir Kürt Baharı getirme girişimini daha net gösterebilmek için yaptım.
Bana göre KCK operasyonlarında ortaya çıkan en kritik bilgi İçişleri Bakanı’nın verdiği bilgiydi. Bakan Şahin’e göre Prof. Ersanlı “Türkiye’de halk nasıl ayaklandırılır” dersleri verdiği için tutuklandı. Bu bilgi süreci okumak için çok kritik. Bu bilginin yanına PKK’nın seçimlerden önce “devrimci halk savaşı başlatma” stratejisi çerçevesinde hazırlık yaptığı ve seçimlerden sonra da hükümetin barış görüşmelerine rağmen masayı devirip savaşı başlattığı bilgisini ekleyin. Yani ortada PKK tarafından uygulamaya konulmuş bir halk isyanı stratejisi var bir de BDP Siyaset Akademisi’nde “Halk nasıl ayaklandırılır” konulu dersler veriliyor. Ortalıkta dolaşan iddialara göre Prof. Ersanlı bu konuda eğiticilere eğitim veriyormuş.
Bazıları halk isyanı eğitimle mi olur diye itiraz edecek. Şartlar oluşur ve halk da isyan eder itirazlarını duyar gibiyim. Zaten KCK operasyonlarından sonra BDP Siyaset Akademisi’nde verilen derslerin içeriğini bir kontekste oturtmadan sadece salt ders olarak görenler bu itirazı yükseltmeye başladılar bile.
Yazının devamını okumak için tıklayın.