Kürt sorunu artık zıvanadan çıkmaya başladı. Halk sokaklara dökülüp birbirini protesto etmeye başladı. Maalesef işin buraya gelmesinde hükümetin en beceriksiz bakanı Beşir Atalay’ın umut yaratıp, plansız ve programsız bir şekilde konuyu konuşup, adeta ateşi toplumun içine atıp geriye çekilmesinin rolü büyük. Bunu kabul edelim. Bu tip sorunların çözümü sosyoloji kongresinde bildiri tartışmaya benzemez. Beşir Atalay bunu yapmış ve sonunda ”Habur bir yol kazasıydı” diye işin içinden çıkmıştır. Şimdi halk sokaklarda birbirini boğazlamak üzere. Atalay boynunu büküp akıl vermeye devam ediyor. Oysa insanlar ”akıl verme huzur ver” noktasında bunun farkındalar mı, emin değilim? Kabul edelim ki ilk çıkışında kendisine çok güvendiğimiz, galiba doğru yolda ilerliyoruz havası yaratan Beşir Atalay’ın geldiği nokta itibariyle Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir farkı kalmamıştır.
Açıkça konuşmanın zamanı geldi. Bu noktadan sonra Başbakan’ın o hızlı ve sonuç alıcı yaklaşımı ile uyumlu çalışacak, işi uzatmadan, planlı şekilde ilerletecek bir ekiple sonuç alıcı bir tutum belirlemesi gerekiyor. Beşir Atalay’ın açılım ile halen bir ilişkisi var mı bilmiyorum ama hükümet bu işi daha ehil ve işi daha çabuk bitirecek bir kuruma devretmeli. MİT bu konuda ehil bir kurum ama Hakan Fidan’ın o kurumun üstündeki etkisinin ne kadar olduğunu halen bilmiyoruz. Zira zor bir kuruma geldi ve zor bir görev üstlendi. Düşünün ki bu kurumun içinde şimdiye kadar yapılan karanlık işlerin bir tarafı ve haberdarı olmuş kişiler var. O kişiler veya uzantılarının böylesi kritik bir süreçte boş durup durmayacağını bilmiyoruz.
Devletin diğer kurumları zaten ortada. Darbe düşünmekten terörle mücadeleyi düşünmeye fırsat bulamamış generaller, makamlarından başka şey düşünemeyen emniyet müdürleri, kendi menfaatinden başka hiçbir şeyi zaten düşünmemiş sermaye, halkından başka her şeyi düşünen diplomasi ve diğerleri.
Yazının devamını okumak için tıklayın.