Bu seçimde oy vermeyi en çok istediğim parti Yeni CHP. Seçim vaatlerine, siyasal söylemine, demokratik diline bakınca ne yalan söyleyeyim içimden “işte budur” diyorum. Özellikle Kürt sorunu konusunda her ne kadar sorunun adını koymuyorsa da önerdiği AB Yerel Yönetimler Şartı çerçevesinde sorunun çözümü, açıkladığı anayasa taslağı, AB sürecine bakışı, bedelli askerlik, askerlik sürelerinin kısaltılması ve Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması gibi demokratikleşmeye yönelik projelerinin AKP’den ileri projeler olduğunu kabul etmeliyim. Kılıçdaroğlu CHP’nin başına geçince yakın çevreme söylediğim “CHP samimi bir şekilde demokratik dilin ve taleplerin lokomotifi olursa kazanır” görüşüme CHP’nin en azından söylem noktasında yaklaştığını görüyorum. CHP’nin sadece söylem noktasındaki bu tutumu bile birçok sorunun çözüm yoluna girmesine neden oldu. Bu hakkı takdir etmem gerek.
Ancak bütün bunlara rağmen CHP’ye oy veremiyorum çünkü:
1) CHP lideri apaçık bir proje çerçevesinde CHP liderliğine oturdu. Liderliğe oturduktan sonra takındığı tutum bana bir türlü güven vermedi. Bir yandan Ergenekon sanıklarına sağlam bir sahip çıkışı, bir yandan demokratik bir dili, Kürt sorununun çözümüne yönelik pozitif tutumu bir kareye sıkıştıramıyorum. Dahası gün geçtikçe Kılıçdaroğlu’nu o koltuğa oturtan projenin sahipleri de “Beykoz Konaklarından” başlarını göstermeye başladı. Projenin sahiplerine bakınca bu kişilerin geçen 50 yıl boyunca Türkiye’de demokrasiden başka her şeyi istemiş kişiler olduğunu görüyorum. Eğer projeyi dizayn eden bizzat Kılıçdaroğlu’nun kendisi olsa veya liderlik gösterip dizaynırlara posta koyabilse kendisine inanmam için iyi bir nedenim olurdu. Bu nedenle de Kemal Kılıçdaroğlu’nun kolamıza katılmış bir ilaç olduğunu düşünüyorum. Nuri Alço kim tam bilmiyorum ama o ilacın Kılıçdaroğlu olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle CHP’ye oy veremiyorum.
2) CHP’nin üst yapısına bakıyorum ve bana ait bir obje, bana benzeyen bir kimseyi göremiyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.