Kitabın ortasından konuşayım: Hükümetin KCK operasyonlarını eleştirenlere, aydınlara ayar vermesi doğru değildir. KCK operasyonları ne kadar haklı ve önemliyse KCK operasyonlarını içerik veya yöntem olarak eleştirmenin önünü açık tutmak da demokrasilerde o kadar önemidir. Bana göre KCK operasyonlarına yöneltilen eleştiriler arasında haklı olanlar var, haksız olanlar var. Ama hükümetin bu eleştirilerin tümünün önünü kesmeye çalışması tamamen haksız.
Bazıları burun kıvırmaya devam etsin ama bence hükümetin PKK konusunda geliştirdiği strateji doğru ve sonuç da vermeye başladı. Ancak yeterli değil. Tam da şu günlerde Kürt sorununun çözümüme giriş kabilinden iklimi yumuşatıcı adımlar atılmalı. Burada hükümete de, medyaya da, sivil topluma da rol düşüyor. Sorunun anayasal olarak kalıcı çözümünden önce aşağıdaki on adım iklimi bir hayli yumuşatabilir:
1) Bir barış metni yazılıp bütün televizyonlardan haber bültenlerinde Kürtçe ve Türkçe okunması istenebilir. Bu metinde PKK Kuzey Irak’a çekilmeye çağırılabilir. Bu barışı iki toplum olarak kuracağımıza vurgu yapılıp metin gazetelerde Kürtçe ve Türkçe yayımlanabilir. Buna medya dernekleri öncülük yapabilir. Bunun için devletin devreye girmesine de gerek yoktur. Hatta TRT bile buna öncülük yapabilir; ben bu cesareti TRT Genel Müdürü’nde görüyorum. Yeter ki özel televizyoncular varız desin. Ahmet Altan’ın dediği gibi bu barışı devlet veya PKK değil halk olarak sağlayabiliriz. Bu da bir adım olabilir.
2) Hükümet Kürtlerin anadil eğitimi taleplerine cevap olarak halk eğitim merkezlerinde Kürtçe Kursları açabilir. Yazın çocuklara Kürtçe eğlence aktiviteleri düzenlenebilir. Kürtçe, halk eğitim merkezlerinde bir yabancı dil olarak okutulmaya başlanabilir. İlgili yönetmelikte ”Yöresel özelliklere ve ihtiyaçlara göre eğitim-öğretim, üretim, istihdam, pazarlama ve örgütlenmeye yönelik çalışmalar yapmak,” gibi bir madde var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.