Türkiye’de Kürt sorunu konusunda söz söyleyen birçok kesim, akademisyen, aydın, devlet adamı, bir ezberi tekrarlar: “PKK 29. Kürt isyanıdır.” Hemen arkasından Kürt isyanlarına şu örnekler verilir: Şeyh Said İsyanı, Dersim İsyanı, Ağrı İsyanı. “29. Kürt isyanı” kavramını Kürt milliyetçileri çok benimsemiştir. Onlardan esinlenen, onlara öykünen, sol-liberal çevreler de ezberden söylemlerle aynı şeyi tekrarlayıp dururlar. Onlara göre PKK daha önceki 28 Kürt isyanının devamıdır. Bu görüşe karşı benim tezim şudur: Kürt isyanı kategorisinde incelenebilecek ilk ve tek örnek PKK olayıdır (doktora çalışmam).
Bu bağlamda temel argümanlarımdan biri Kürt sorununun daha çok entelektüel sorun olduğudur. Kürtlerin, İsmail Beşikçi gibi birkaç istisnayı saymazsanız, Kürt milliyetçiliğini anlayacak ve taşıyacak Kürt entelektüelleri yoktur. Bu eksiklik doğal olarak Kürt milliyetçiliğini kötü Kemalizm taklidi bir slogan milliyetçiliğine indirgemiştir. Türk sol-liberal çevreleri de, Kürt sorununu, Kürt milliyetçiliğinin ezber ve slogan cümleleriyle muhataplarına aktarmıştır.
Kürt milliyetçilerine karşı üretilen tezler de –daha çok devlet desteğiyle üretildiğinden– çok tutarlı değildir. Bir kısmı inkârcı bir kısmı korku ve paranoya mantığıyla üretilmiş tezlerdir. Bu nedenle ikna edici değildir. Bu nedenle Kürt sorunu, Kürt milliyetçisi söylemin hegemonyası altında Kürt isyanları tarihi olarak tek yanlı kavram bulamacı halinde önümüze konulmuştur.
Kürt sorunu konusunda ‘uzman’ kesimlerin içine düştüğü bu sığlık, son zamanlarda özellikle görünür olmaya başlamıştır. Bunun en net örneği de Dersim gerçeğidir.
Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı belgelerde açıkça görüldüğü gibi Dersim olayı hangi yönden bakılırsa bakılsın bir Kürt isyanı sayılamaz. Açıktan bir isyan değil Kürt kırımıdır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.