Diktatörlerle kahramanların ilginç bir ilişkisi vardır. Çoğunlukla kahramanlar diktatörlere karşı mücadele verir. Mücadeleyi kazansın ya da kaybetsin halk kendi kahramanını destanlaştırarak ebediyen yaşatır. Diktatörler de ebediyen yaşatılma beklerler halklarından. Bunun için görkemli mozoleler, muhteşem mimari eserler, kusursuz törenler organize ederler. Kuzey Kore’de en son örneğini gördüğümüz ebedi yaşam arzusunun geçit töreniyle bir diktatör soğuk gözyaşlarıyla ebediyete uğurlandı kendi halkı tarafından.
Diktatör-kahraman ilişkisinin en tuhaf tarafı diktatörlerinin zulümlerini sürdürmeleri için bizzat mücadele ettikleri kahramanların hikâyelerine muhtaç olmalarıdır. Bu nedenle her diktatör adına yazılmış kahramanlık hikâyeleriyle doludur tarih sayfaları. Yalan abartılardan kurulu bu hikâyeye halk itibar etmez ama diktatörler yine de yazdırır kendi kahramanlık hikâyesini.
Sırf bu talep-arz dengesinden doğmuştur saray soytarısı diktatör diviti yazar takımı. Eski tarihlerden, yabancı memleketlerden, hayali dünyalardan söz ettiğimi sanmayın. Bu yazar takımı günümüzde de yaşar ve ironik bir şekilde halk matbuatı olma iddiasındaki mekânlarda arzı endam ederler. İşleri diktatör divitlerinden kuşku damlatmaktır halkın zihinlerine. Bunun için uydururlar kahramanlık hikâyelerini...
Okuyun Ergenekon matbuatını siz de göreceksiniz diktatör diviti bu yazar takımını. Asit kuyularında masum insanları eriten canileri bir hokus pokusla kahraman yapmıştır bu takım. Silivri duruşmaları darbe yargılaması değil kahramanlık müsameresi olarak anlatılır bu diktatör divitleri tarafından...
Diktatör divitleri her yerdedir. Son zamanlarda Yandaş manşetlerle burunlarını sokmaya başladılar hayatlarımıza. Bunun en çarpıcı örneğine İlker Başbuğ tutuklandığında Takvim gazetesinde atılan bir manşette şahit olduk. Meğer İlker Başbuğ Ergenekon’a karşıymış bu nedenle İzmir’de Ergenekon suikastından kurtulmuş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.