Beklendiği gibi seçim sonrasında herkes CHP’yi konuşmaya başladı. Herkes Kemal Kılıçdaroğlu’na yükleniyor, Gürsel Tekin göğsünü siper etmiş genel başkanını savunuyor. Benim gözlerim Süheyl Batum’u arıyor ama kendisi henüz ortalarda yok. Oysa Batum da en az Gürsel Tekin kadar bu partinin genel başkan yardımcısı ve Kılıçdaroğlu ile yönetime gelmiş biri. Dahası Tekin’in aksine Batum CHP geleneğinden de gelen biri değil. Onun CHP’ye gelişi tam anlamıyla Kılıçdaroğlu’nun inisiyatifi ile mümkün olmuştu. Şimdilerde kendisini o konuma getiren kişi saldırı altındayken nedense Batum ortalarda görünmüyor.
Bu hâl bana eski bir yazımı hatırlattı. Hani TGB’li gençleri İzmir Belediyesi’nin finansörlüğünde organize edip Başbakan’ın üstüne saldığını yazdığım yazı. O yazı çok ses getirmişti. O yazıda dile getirdiğim İzmir Belediyesi-TGB ilişkisi daha sonra yapılan bir operasyonla açığa çıkmıştı. Konunun bu kısmını 11 mayıs tarihli yazımda yazmıştım. (bkz. CHP’nin çılgın projesi: Her köftehora bir köfte)
Aynı yazıda, “Doğruluğunu tam teyit edemesem de seçimden sonra CHP içinde Kılıçdaroğlu’na karşı darbe girişimi başlatılacak” iddiasını da gündeme getirmiştim. Batum bu iddiamın üzerine yeri göğü inletmiş bana dava açmıştı. Şimdi gelinen noktada bakıyorum da Kılıçdaroğlu’na darbe girişimi had safhaya ulaşmış, iddialara göre 400 delegeden imza toplanmış ve Kılıçdaroğlu için tamtamlar çalınmaya başlanmış ama Batum’dan tıs yok. “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak,” diyemiyorsa bile insan kendisinden Ahmet Arif gibi “Vurun ulan, Vurun, Ben kolay ölmem. Ocakta küllenmiş közüm, Karnımda sözüm var” demesini bekliyor ama heyhat nerde o yiğitlik...
Diyemez de, çünkü benim gibi o da biliyor ki Kılıçdaroğlu o koltuğa bir proje kapsamında getirildi ve projenin ikinci ayağı da seçimden sonra yerine başkasının getirilmesiydi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.