Murat Karayılan Ahmet Altan’a hitaben yazdığı mektup tartışılmaya devam ediyor. Yazarlar çoğunlukla mektubun suretine, gönderildiği yere ve zamana bakarak önemli analizler yapıyor. Ahmet Altan başta olmak üzere liberal/demokrat yazarların değerlendirmelerine katılıyorum.
Bense burada mektubun içeriğine ilişkin değerlendirmeler yapacağım. Karayılan’ın gerçek diye anlattığı uzun hikâyenin çoğu kısmı yalan. Örneğin “KCK bir örgüt değil bir sistem, özerklik kabul edilirse gelecekte uygulanacak bir sistem” demiş ama bizzat Öcalan’dan gelen bilgiler Karayılan’ı yalancı çıkarıyor. Öcalan, “KCK illegal bir yapılanma. KCK’nin ayrı bir yapılanması vardır, işte başı Kandil’dedir. KCK’nin bir sürü yerde örgütlenmeleri vardır, yapılanmaları vardır, Türkiye içinde de yapılanmaları vardır” demişti. Yani yapının bizzat örgüt olduğunu ve yapılarının mevcut olduğunu Öcalan kabul ederken, Karayılan’ın reddetmeye çalışması düpedüz aklımızla alay etmektir.
Karayılan mektubunda 27 eylülde yazdığım “Aysel Tuğluk’a cevabımdır” başlıklı yazımda açıkladığım bir gerçeği, PKK’nın aslında savaşı başlatmaya 12 Haziran seçimlerinden önce karar verdiğini Duran Kalkan’ın anlatımlarıyla ispat etmiştim. Karayılan işte bu yazıya cevap veriyor. “Yazarınızın referans verdiği değerlendirmeler barış görüşmeleri çökerse PKK’nın alacağı tedbirlere yönelik değerlendirmeler, savaşın başlatılmasına yönelik değil” şeklinde bir açıklama getiriyor.
Karayılan burada da doğruyu söylemiyor. Zira son KCK operasyonlarında ortaya dökülen ses kayıtlarındaki konuşmalar ile Duran Kalkan’ın anlattıkları öyle tedbir amaçlı planlar gibi görünmüyor. Kalkan şöyle demişti: “Hazırlık düzeyi bakımından hiçbir stratejik hamleye bu kadar güçlü ve hazırlıklı olmadık.
Yazının devamını okumak için tıklayın.