Önceki günlerde Sebahat Tuncel’in sekiz gariban askeri intihar saldırısıyla öldürmüş bir PKK’lı için söylediği sorumsuz sözler, dün Hakkâri’de sokak ortasında arkalarından kalleşçe vurulan uzman çavuşlar, molotofla yakılan çocuklar bize konuşmadığımız bir gerçeği konuşma zamanımızın geldiğini söylüyor: Kürt şımarıklığı. Evet, bu ülkenin Kürt sorunu var ve Kürtler şimdiye kadar ezilmiş bir toplumdur. Şimdi de bireysel ve kolektif haklarını kullanamayan bu toplumun sorunları acil olarak çözülmelidir. Buna anadilde eğitim dâhil, dünyanın en ileri demokratik standartlarında benzer durumdaki toplumlar ne haklara sahipse Kürtler ondan da ileri haklara sahip olmalıdır. Bu konuda kimsenin söyleyeceği bir söz olamaz. Kürtler adına siyaset yapan BDP’nin haklı mücadelesine de demokratik sınırlar içinde destek olunmalıdır.
Ancak Kürtlerin haklı mücadelesi ile şımarık tavırlarının da bu sorunun çözümüne yardım etmediği görülmeli. Öğrenci yurtlarını molotoflayıp sonra pişkince üzerinden siyaset yapmak, masum insanları hedef alıp açıklama yapmanız gerektiği yerde susmak, müthiş bir özgüven patlamasıyla önüne gelene saldırmak bu sorunun çözümüne yardım etmez. Bu tutum Kürt faşizminin ayak sesleridir. Kürtlerin haklarının verilmesi gerektiğini ve onların ezildiğini söyleyen bir yazar olarak bir uyarı yapmak istiyorum: Kürt siyasetçileri kendi elleriyle Kürt faşistleri yetiştiriyor. Kimseye saygısı olmayan, Türk kelimesini duymak bile istemeyen, Türkleri ebedi düşmanı gören, bu düşmanlığı varlık sebebi sayan bir nesil var bugün karşımızda. Bu neslin var olmasında elbette sorumluluğun büyük çoğunluğu Kürt sorununu çözmeyen devlete ve hükümete ait ama bu neslin dilini ve üslubunu belirleme konusunda Kürt siyasetçilerin de sorumluluğu var. Kürt siyasetçileri evde sorun var diye sorumsuzca faşizan bir dilin Kürt toplumunda yerleşmesine izin vermemeliler; ama maalesef durum böyle değil. Bizzat o siyasetçilerin dili faşizan bir dile dönüşüyor zaman zaman. Sekiz genci öldürmüş bir kişi için methiyeler düzen, yurt yakan çocukları öne itenleri görmezden gelip başkasına zarar verdiğinde ses çıkarmayan siyasetçilerin gerçekten demokrat ve bu sorunu demokratik çerçevede çözmek istediklerine ilişkin inancımızı yitiriyoruz artık.
Yazının devamını okumak için tıklayın.