Ali Bayramoğlu geçen yazdığım devletin son operasyonlardan beklentisine ilişkin analizime şiddetli bir karşı çıkış gösteriyor. Bu görüşler sadece Bayramoğlu’na ait değil. Bayramoğlu’nun özetlediği görüşler önemli bir solcu-liberal aydın kitlesi ile hükümet içindeki önemli isimlerin düşüncesinin kesiştiği argümanın özeti olduğu için tartışmak gerektiğini düşündüm.
Bu kesimler PKK’nın silahı bırakmak isteyen bir örgüt olduğuna ikna olmuş durumdalar. Bu kesimlerin hükümetin içindeki o damarla sık sık görüştüğünü biliyorum. Hatta Habur olayından önce de biraraya geldiler. Ama kimin kimi etkilediği konusunda çok emin değilim. Eski solcu damardan gelen bu aydınların hükümetin içindeki o kanadın “algı mühendisi” gibi yazılar yazdığını biliyorum. Belki de kendi görüşlerini hükümetin o isimlerine kabul ettirdiklerinden bu algının yerleşmesi için çaba harcıyorlardır.
Bu kesimler Başbakan Erdoğan’ı gerçekten PKK’nın silahı bırakmak istediğine bir süre inandırdılar. Anladığım kadarıyla, Başbakan önüne gelen metinlerde PKK’nın silahı bırakmasına ilişkin bir garanti görmeyince de (örneğin PKK militanlarının dağdan inip öz savunma gücü olarak KCK yapılanması içinde yeniden yeraltı faaliyetini bir parçası olmayacağına ilişkin bir garanti gibi) “Böyle görüşme mi olur” diye bu kesimlere çıkıştı. PKK da silah bırakmaya hatta barış görüşmeleri için sınırdışına çıkmaya yanaşmadı ve masayı devirip savaşı yeniden başlattı.
Bayramoğlu, yazımda ileri sürdüğüm fikirleri “garip”, “tehlikeli” ve “çarpık” olarak nitelendirmiş. Düşüncelerim “90’ların bir kırması olduğu için garip, önce asayiş sonra siyaset demek olduğu için tehlikeli, Kürt sorununun bileşenlerini ele almayı değil, o sorunu temsil eden Kürt siyasi hareketini boğmayı hedeflediği için de tehlikeli” imiş.
Bayramoğlu burada bir ezberin tekrarından öteye geçmeyen cümleleri arkası arkasına sıralıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.