PKK’nın şiddeti tırmandırmasının arkasında liberaller arsında içten içe bir tartışma var. Bir grup PKK’nın güvenilmez olduğunu gösterdiğini ifade ediyor diğer grup ise PKK’nın olanca çelişkisi ortadayken bunu görmezden gelip müzakerelerin devam etmesi gerektiğini söylüyor.
Bu liberallerden biri de Yasemin Çongar, şöyle diyor: “Emre Uslu’nun askerî yöntemi başat kılmayı ima eden bir yaklaşımla da değil. Artık “elinde silah tutan adamın bileğini bükmek” gibi nafile bir çaba yerine, o silahı o elden almayı denemek gerekiyor. Bu da ancak masada olur!”
Kürt hakları PKK ile müzakerelerin rehinesi olmamalı...
Esasen askerî yöntemin çalışmadığını içeriden bilen birisiyim. Tutumum şu: Kürt hakları PKK ile müzakerelerin rehinesi olmamalı. Bu evrensel hakları neden PKK ile müzakere masasının kartı konumuna indirgiyoruz? Böylece PKK’ya yeni bir meşruiyet alanı açıyoruz? Ben Kürt haklarının PKK ile yapılan müzakereler için rehine durumuna düşürülmesine itiraz ediyorum. Kürt diline özgürlük, özerk yönetim, Kürtlerin kolektif haklarının tanınması PKK’nın silahını almak için müzakere kartı olmamalı. Bunları müzakere ederek PKK’lı olmayan Kürtlerin hakkını da gasp etmiş olmuyor muyuz? Eğer devlet PKK ile müzakere edecekse o, devlet ile PKK’nın sorunudur. Kürtlerin kolektif hakları, Türklerin de daha iyi bir demokraside yaşama hakkı PKK ile müzakere masasının mezesi ve rehinesi yapılmamalı. Bu PKK’dan bağımsız olarak ivedilikle halledilmeli...
Hangi PKK ile müzakere yapacaksınız?
Müzakereci liberaller PKK’yı bir monoblok olarak görüyor. Örneğin Cengiz Çandar TESEV raporunda “Abdullah Öcalan ile PKK’nin ‘şahin kanadı’ içinde sıralanan isimler arasında ideolojik arka plan ve temel siyasi yaklaşımlar bakımından fark bulunmamaktadır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.