Geçenlerde duyuruldu, nüfus cüzdanlarımız değişiyormuş. Yenisi nasıl olacak bilmem ama eskisi, kimliğimiz tıpatıp yansıtan bir vesikaydı. Bu nedenle nüfus cüzdanımız ile siyasal kimliğimiz (etnik kimlik) arasında şaşırtıcı benzerliğe hayret etmişimdir.
Nüfus cüzdanımız boyutları itibariyle evrensel standartlara uymaz. Örneğin kredi kartlarının standart boyutundan farklı yapılmıştır. Bu nedenle cüzdanlarımızda ona ayırabileceğiniz bir yerimiz yoktur.
Benzer şekilde, Türk kimliği de boyutları itibariyle evrensel standartlara uymaz. Bir ucu Agarta Efsanesi’ne, bir ucu Sümer Krallığı’na dayandırılmak istenmiş, güneşten dil teorileri üretilmiş ama bir türlü yerli yerini bulamamış bir kimliktir o. Bu nedenle Türk kimliğine de vicdanlarımızda kolayca yer bulamayız.
Nüfus cüzdanınıza konulacak yer bulamadığınız için de esasında yanınızda taşımak istemezsiniz. Zira olur olmaz yerde bir ucu çıkıverir cüzdanınızdan.
Evrensel standartların söz konusu olduğu yerlerde Türk kimliğinin de konulacak bir yeri yoktur. İlla ki bir ucu görünür; bir bakarsınız Dersim çıkmış bir tarafından, bir bakarsınız 1915 görünüvermiş başka bir ucundan.
Konulacak bir yuva bulunmadığından, çabuk yıpranır kafa kâğıdımız. Bu nedenle sık sık PVC yaptırmamız; yüzletmemiz gerekir. Yüzü çabuk eskidiğinden, ve en dayanıksız kâğıtlardan yapıldığından diğer kartlarınız arasında en fazla korunmaya ihtiyacı olan odur. Hemen her yıl bir PVC ustasına gider sıcak bir presten geçiririz nüfus cüzdanımızı, kaplamalarını düzeltmek için.
Türk kimliğimiz de, muhtemelen en dayanıksız argümanlardan inşa edildiğinden, çabuk eskir. Tıpkı cüzdanımız gibi, diğer kimliklerimiz; liberalliğimiz, dindarlığımız, solculuğumuz, mezhebimiz, aşiretimiz, parti kimliğimizin yanında en korumaya muhtaç kimliğimizdir Türk kimliği. Çabuk yıpranır, zira girecek bir yuvası yoktur. Evrensel standartlarda bu kimliğe bir korunak barınak yapmak da mümkün değildir haddizatında.
Yazının devamını okumak için tıklayın.