Kürtlerin PKK’yı destekleyen kesimi, özellikle Avrupa Kürt diasporası, PKK’nın hiçbir zaman bitmeyeceğine kendini inandırmış durumda. Bu kesimler için Kürt kimliğinden daha önemli bir kimlik var ”PKK kimliği”. Bunlar PKK ne yaparsa yapsın bir haklı kılıf bulup PKK’nın yaptıklarını olumlamaya devem edecekler. Bu anlamda Türk ulusalcılarından daha faşist bir çizgiye savrulmuş bir Kürt ulusalcılığının taşıyıcılığını yapıyorlar.
Eğer Kürtlerle barış yapacaksak ve bu barışı bir an önce yapmak istiyorsak birileri PKK’ya meftun Kürtleri anlamalı, ayıltmalı ve bu ruh halinden kurtarmalı. Kürtler PKK ne yaparsa yapsın onaylamaya devam ederse PKK bu sonsuz kredi ile savaşı bitirmeyi asla istemeyecektir.
Dahası eğer PKK Tamil tarzı bir yöntemle yok edilirse –yok edilebilirliği ayrı bir tartışma– bu grup Kürtleri bir daha asla kazanamayacağız. Eğer mümkün olursa PKK’nın yenildiği tarih bir ”med yaren” olacak bu kesim için. Milliyetçilik literatüründe ”zamanın yıkıldığı tarih” ya da ”zamanın donduğu tarih” olarak tanımlanan o zaman dilimi Kürtler için de gerçek olacak.
Bu “an”dan itibaren yazılacak bütün narative’ler, hikâyeler, meçhule giden gemi, hep o tarihe gelip donacak. PKK destekçisi Kürtler adeta hızla koşan bir adamın bir cam panele çarpıp yere yığılma duygusunu tekrar tekrar yaşayacaklar. Camın öbür tarafını görecekler ve camın öbür tarafında akan hayatı gözlemleyebilecekler, belki bedenen o hayatın içinde olacaklar ama ruhen hiçbir zaman o camın öbür tarafına geçemeyecekler. Hiçbir zaman kendilerini camın öbür tarafına akan hayatın parçası hissedemeyecekler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.