Bazı liberallerin argümanlarına getirdiğim eleştiriler iyice kafa konforlarını bozdu anlaşılan. Önce “polis kafalı” oldum, sonra “tehlikeli”, en son da Oral Çalışlar bulmuş bir sıfat: “Ahmak.” Bu söze söylenecek çok şey var ama ben bir şey demeyeceğim. Oral Bey’e sadece İncil’den bir ayet hatırlatmak isterim: “Dil kalbin aynasıdır; dilini kontrol et ihtimaldir ki kalbin doğru yerine gelir.”
Benim bazı liberallerin geliştirdikleri düşüncelere temel itirazlarım var. Sanırım bundan rahatsız oluyorlar. Bu nedenle de hem küçümsüyorlar, hem ötekileştiriyor, hem de hakaret ediyorlar.
Temelde aynı düşünce dünyasını paylaştığım bu aydınlara temel itirazım şu: Aynı şeyi tekrarlıyorsunuz, ezberden konuşuyorsunuz, adeta Kemalistlerden farkınız kalmadı. Oysa şu dönemde esas olan çerçeve değil, nüanstır. Artık, dünyada keşfedecek bir Amerika kıtası yok, insanlar nano-nüanslar üzerinden düşünüyor ve farkı yaratan da bu. Sizin öne sürdüğünüz düşünceler ise sadece çerçeve ve üstelik artık hükmü de kalmamış...
Peki, eleştirdiğim liberaller ne söylüyor? Üç temel argümanları var. Daha doğrusu üç koca çuval bu. Ne bulurlarsa içine atıyorlar.
1) “Kürt sorunu ancak müzakere ile çözülür. PKK silahı bırakabilir. O halde PKK ile müzakereleri yeniden başlasın.”
Böyle düşünen aydınları bizzat PKK liderleri yalanlıyor. 1 Ağustos 2009 tarihinde Duran Kalkan şunları söylüyor: “Ateşkes koşullarında en azından bir diyalog başlamalıdır. Diyalog ortamında gerillaya ilişkin de yapılacak hususlar vardır. Bir yandan Kürt sorununun çözümü yönünde somut adımlar atılırken, bir yandan, örneğin silahlı güçler için de çatışmalara fırsat vermeyecek, zemin olmayacak bir mevzilenme öngörülebilir. Bazı alanlara aktarılabilir, mevzilerde bazı değişiklikler yapılabilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.