Kamuoyu, Abdullah Öcalan’ın “Barış Konseyi kurulsun, 15 temmuzdan sonra da çatışmasızlık sürdürülmeli” çağırılarının tam tersi bir tutum alan PKK’nın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor.
Nihayet, Öcalan’a rağmen çatışmalar devam edince Başbakan’ın da altını çizdiği PKK içindeki farklı fraksiyonların ayırdına varmaya başladı kamuoyu. Şimdilerde özellikle barış isteyen demokrat kamuoyu PKK içindeki farklı fraksiyonların ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor.
Bu konuda maalesef doyurucu bilgi edinmek sağlıklı analizler yapmak zor. Hatta devletle Öcalan arasındaki görüşmelerde aracı olduğu iddia edilen –bana göre aracıların aracısı– Balıkçı da dâhil olmak üzere PKK’nın içindeki Ankaralılar Grubu’nun ne yapmaya çalıştığını doğru okuyan çok fazla kişi yok.
Neşe Düzel’e verdiği söyleşide Balıkçı şu değerlendirmeyi yapmış: “Eğer işin adını koyarak, çağrıyı net bir biçimde yaparsa, Öcalan’ın bu çağrısına olumsuz cevap veren kim olursa olsun, o kişi Kürtler nezdinde sorgulanır. Kürt cephesinde, onu açıktan karşısına alanların gücü zayıflar. Ben böyle bir kalıcı ateşkes çağrısının bir ihtimal Ramazan’da olacağını düşünüyorum. Şu anda eylemsizlik var. Kalıcı ateşkes ilan edilebilir. ...Bugün ne bölgesel ne de küresel konjonktür, silahla özerklik ilan etmeye müsait. Zaten Öcalan’ın son eleştirilerinden sonra Kandil de, KCK da kendisini gözden geçirecek. Devrimci halk savaşı ve çatışmalar duracak. Yeni bir anayasa sürecine giriliyor. Öcalan’ın bu açıklamalarından sonra, sivil siyaset daha yüksek ses çıkaracak. Anlayacağınız kötü bir döneme girmiyoruz. Tam tersi daha iyi bir döneme gireceğiz. Her şeye rağmen süreç, PKK’nin sınır dışına çekilmesi yönünde ilerliyor!”
Doğrusu Balıkçı’nın haklı çıkmasını çok isterdim ama durum hiç de Balıkçı’nın anlattığı gibi değil. Anlatayım:
1) PKK içindeki Bayık-Karasu ekibi Öcalan’a gündem dayatıyor. Gelinen noktada PKK’nın içinden bir grubun veya örgütün tamamının Öcalan’a yollarımızı ayırıyoruz savaşa devam edeceğiz deme şansı yok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.