Cengiz Çandar iyi bir iş yaparak TESEV için hazırladığı raporda “PKK dağdan nasıl iner” sorusunun cevabını arıyor. Çandar, bunu sağlamanın ilk adımı olarak PKK’nın bir terör örgütü değil dördüncü Kürt isyanı olarak tanımlanması gerektiğine vurgu yapıyor. Bana göre PKK hadisesinin isyan tanımına uyan yanları vardır ama tam bir isyan sayılmaz. Bu durumu tanımlayacak en yakın terim Vendetta veya “siyasal kan davasıdır”. Bu ayrı bir tartışma konusu.
Çandar son derece iyi niyetle hazırladığı raporda sorunun muhataplarıyla görüşmüş. Muhatapların değişik fikirleri var. Çandar’ın hazırladığı raporun değerlendirmesini ayrıca yapacağım ama öncelikle devlete önerdiği “PKK olayında devletin paradigma kırılması yaşaması lazım. Kürt isyanı olarak tanımlarsak gerçeğe daha çok yaklaşır, sorunu çözebiliriz” değerlendirmesine bir şerh düşmek istiyorum.
Çandar’ın sorusuna sağlıklı cevap verebilmek için şu soruyu da sormamız gerekiyor: Devlet şimdiye kadar hangi isyancıyla barış yapabildi? Bu sorunun bizim tarihimiz açısından cevabı SIFIR’dır. Barış yapamadığımız için Balkanlar’ı birkaç senede, Arap coğrafyasını yine kısa süre içersinde kaybettik. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında görülen ve Kürt ya da Çerkes isyanlarının örgütleyici ve yöneticileriyle de barış yapamadık biz. 1960 yılında kurulan Sivas Kampı da 1980’deki Diyarbakır Cezaevi de barış yapamadığımız için kuruldu ve işkence merkezine döndü.
Hatta daha geriye veya daha beriye de gelebiliriz. Devlet bırakın silahlı isyan eden kişileri, silaha hayır diyen Necmettin Erbakan ile ancak öldükten sonra barışabildi. Adnan Menderes’in ölüm yıldönümünde TSK’nın taziye yayınladığını gördünüz mü? Diyelim Şeyh Said eline silah aldı ve isyan etti, peki Said Nursi eline kitaptan başka bir şey almadığı, sadece barış önerdiği halde devlet Nur hareketiyle barıştı mı? Hatta Said Nursi’nin akıbeti de tıpkı isyan eden Şeyh Said’in ki gibi kaybedilmedi mi? Yani bırakın barış yapmayı devlet isyan etmediği halde mezarına bile hoşgörü göstermedi Nursi’nin.
Hatta Şehy Said’in çocukları bu ülkede parlamentoya girdiler ama Nursi’nin öğrencileri hep takip tarassut altında tutuldu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.