Ülke olarak bir türlü sağlam işgücü piyasası veri tabanı oluşturamıyoruz. Bu alanda çok başlı bir yapının olması, hâlihazırdaki verileri de tartışılır hale getirmektedir. Herkes filin bir tarafından tutuyor. Sonra tutulan taraflar biraraya geldiğinde fil oluşmuyor/oluşamıyor. Çünkü, filin bazı yerleri tutulmuyor/tutulmak istenmiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Türkiye İş Kurumu’nun (TİK) açıkladığı işgücü verileri de bunun bir göstergesi niteliğinde.
Bakınız, işgücü verileri üzerinde genel olarak Türkiye İstatistik Kurumu dönemler itibariyle sürekli veri yayınlıyor. Verilerde; nüfus, işgücü, istihdam, işsizlik sayılarına, eğitim, cinsiyet, kır-kent vd. göstergeleri yer alıyor.
Anketler her ne kadar objektif sonuçlar oluştursa bile, her anket aynı zamanda kendi içinde sübjektif öğeler barındırır. TÜİK, anket çalışmaları ve istatistiklerinde uluslararası kriterlere göre hareket ediyor/ettiğini bildiriyor. Ancak verilerin güvenilirliği bakımından sürekli eleştirilere maruz kalıyor. Bu konuda sorulan sorulara en kısa cevap: “Bütün dünyada bu iş böyle yapılıyor” oluyor.
İşgücü alanında gerçek bilgilere sahip olması gereken TİK ise sadece kendisine başvuran kişilerin verilerine göre hareket ediyor. Kurum 1946 yılından buyana ülkemizde işgücü piyasasının düzenlenmesi ile ilgili faaliyetleri yürütüyor. Hatırlayacaksınız, iş ve işgücü piyasasında değişen koşullar nedeniyle 2003 yılında kurum yeniden yapılandı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.