Kamu harcamaları halkın izleyebileceği, sivil toplum kuruluşlarının denetleyebileceği şeffaflıkta olmalıdır. Yönetimin politika önceliklerini, ekonomik ve sosyal tercihlerini değerlendirebilmek için toplanan vergilerin nerelere nasıl dağıtıldığını bilmek gerekiyor.
Kişiler, gruplar, kurumlar, bölgeler arasındaki gelir dağılımı ile kamu harcamaları arasındaki ilişki, izlenen politikaların reel göstergesi sayılmaktadır. Aksi halde, “benim işçim, benim köylüm” muhabbeti, havanda su dövmekten ileri gitmez, gidemez. Bu bakımdan, kamu gelir ve harcamaları sayılarla ifade edildiğinde, siyaset ete kemiğe bürünür.
Geçen hafta, gazete haberleri arasında rastladığım, Kamu Harcamalarını İzleme Platformu’nun, milletvekillerine gönderdikleri bir mektup ilgimi çekti. 45 sivil toplum kuruluşunun imzaladığı, 30 sivil toplum kuruluşunun kaleme aldığı çalışma son derece yararlı bir projenin ürünü.
Mektup kamu kaynaklarında sosyal korumaya, çocuğa, gençliğe, eğitime ve askerî harcamalara ne kadar pay ayrıldığına yönelik yapılan izleme sonuçlarını içermektedir. Daha baştan, “birçok idare üzerinden kaynak aktarılan, sosyal korumaya, çocuğa, gençliğe, engelliye yönelik birarada izleyebilecek verilerin olmadığına” ilişkin tesbit, aynı zamanda yapılması gerekenleri de göstermesi bakımından önemli.
Yazının devamını okumak için tıklayın.