1980’ler sonrası dünyada insanlığın özellikle bilgisayar teknolojilerinin yarattığı enformasyon bombardımanı altında genel bir zihniyet değişimi yaşadığını söylemek sanırım çok yanlış olmaz. Geçenlerde bundan sözederken 1980’ler sonrası dünyadaki “kimlik” sorunlarının, “ekoloji” sorunlarının ve “üretimin küçük ölçeklerde örgütlenme” sorunlarının bu zihniyet değişikliğiyle yakından ilgili olduğundan sözetmiştim.
Konuya devam edersek, “demokrasi” sorunun da bu zihniyet değişikliğinin bir parçası olduğunu söyleyebiliriz gibi geliyor bana. Çünkü bu zihniyet değişikliği dediğim olgunun arkasında insanın kendini bir birey olarak yeniden keşfetmesi yatıyor.
İnsan kendini kendine bakarak keşfedemez, ancak diğerlerine bakarak bunu yapar. Günümüzün insanı da diğer konularda olduğu gibi demokrasi konusunda da kendisini “temsil” etmek üzere seçilmiş insanlara bakarak onların “kendisini” temsil etmede sorunlar olduğunu farkediyor.
Alın şu anayasa meselesini! Hiçbir konuda “katılım” lafını ağızlarına almayan siyasilerin anayasa konusu açıldığında neredeyse hep birden “Ama anayasa ‘katılımcı’ bir biçimde yapılacak!” demelerine ne demeli! Neden “katılımcı” bir biçimde yapılması gerekiyor hiç kimse açıkladı mı? Oysa mademki bu Meclis “hür ve demokratik” bir biçimde seçilmiş milletvekillerinden oluşuyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.