Dün Başbakan Erdoğan Dersim tartışmasına bazı belgeler üzerinden bir konuşmayla devam etti. CHP ve Kılıçdaroğlu ile, gençlerin tabiriyle neredeyse kafa buldu. CHP siyaseti ve Kılıçdaroğlu budur diyerek ana muhalefet partisinin Dersim katliamıyla ilgili tek sorumlu kurum olduğunu ve bununla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.
Başbakan kendini tutamadı Kılıçdaroğlu’nun Kâğıthane’ye “Kâğıttepe” dediğinden seçimde oy kullanamamasına kadar trajikomik hikâyelerini de hatırlatarak adete muhalefet partisini ve onun liderini yere çaktı.
Doğrusu Başbakan’ın Dersim’i sahiplenmesi ve buradan giderek CHP’yi yere çakması bir çok bakımdan hayırlı bir iş oldu. Hayırlı bir iş oldu çünkü her iki konu da ülkedeki siyasetin sağlıklı bir zemine oturması bakımından açılması gereken iki konuydu.
Başbakan’ın Dersim konusunun üzerine gitmesinin ardında muhalefet partisini köşeye sıkıştırmak vardı belki ama, açtığı tartışma, ulus-devlet kurma adına bu topraklarda yalnızca Dersimli Kürtlerin katledilmediğini, etnik ve inanç farkları olan çeşitli toplumların da Dersimlilerinkine benzer hikâyelere sahip olduğunu yeniden gündeme getiren bir tartışma oldu.
Dedim ya Başbakan’ın amacı belki bu değildi ama bu açılışla birlikte neden Kürt meselesinin tarihi arkaplanıyla tartışmaya devam etmeyelim ki?
Üstelik yalnızca bu da değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.