2008 küresel ekonomik krizi “ekonomik” bir kriz olduğu kadar aslında “liberal demokrasinin” de krizidir. Yani siyasi bir krizdir de. Siyasidir çünkü gerek krize neden olan ekonomik kararların siyasi arkaplanları ve gerekse de ekonomik krizden çıkış için uygulanan politikalar, içinde yaşadığımız demokrasilerle ilgili ciddi soruların sorulmasına neden olarak daha şimdiden siyasi bir krize dönüşmüş durumda.
Arap Baharı’nın kaynaklarında belki başka dinamikler de rol oynamış olabilir ama gerek Amerika’da ve gerekse Avrupa’da yaşanan siyasi sıkıntılar bu “siyasi krizin” açık belirtileri.
Amerikan halkı ekonomik krizin, giderek daha berrak bir biçimde, 1980’lerde özellikle finansal piyasaların üzerinde varolan “kamusal düzenlemeler”in kaldırılmış olmasıyla ilgili olduğunu görüyor. Bu düzenlemelerin kaldırılmasıyla yaratılan yarı sanal mekanizmaların açtığı yeni servet edinme yollarının, patlamayı bekleyen “balonlara” neden olduğunu ve bu balonların da sonuçta ekonomik düzeni de krize gebe bir hale getirdiğini görüyor ve anlıyor.
Yalnızca kendini değil tüm dünyayı da olumsuz etkileyen bu gelişmeleri tetikleyen kararların, yani “kamusal düzenlemelerin” kaldırılması kararı gibi kararların kendi “temsilcileri” vasıtasıyla alınmış olmasına rağmen kendi çıkarlarına uygun olmadığını farkediyor.
Üstüne üstlük bu ekonomik krizden çıkışın bir yolu olarak da bu krize büyük ölçüde neden olmuş finans kesimine, sırf batmasınlar diye toplumdan alınan vergilerle kaynak sağlama kararının da yine kendi “temsilcileri” tarafından alınmış olmasına rağmen kendi çıkarlarına uygun olmadığını görüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.