Demokrasiyi sadece sandığa gitmek olarak anlayan bir siyasal kültürümüz var. Demokrasinin bir toplumun birlikte yaşama halinin yönetilebilmesi için insanlığın bulduğu en etkin yollardan biri olmasının ötesinde, demokrasinin bir ortak yaşam anlayışı ima ettiğini çoğu zaman atlayan bir siyasi kültür bu.
O nedenle de demokrasiye geçtiğimiz yani siyasi partilerin seçimlerle işbaşına gelmesi kararını verdiğimiz yılların en önemli partilerinden biri (Demokrat Parti) halkın “demokrasi” teriminin yabancılığını aşabilmesi için, içini daha da boşaltarak “demokrasi”ye “demir kırat” demeyi uygun bulmuştu. “Demir”in gücü “Kırat”ın da efsanevi çağrışımlarının demokrasiyle bir ilgisi yoktu olmasına ama yine de “Altı ok”un yanında daha sempatik gelmişti topluma.
O yıllardan bu yıllara çok gitmedik aslında. Demokrasinin anlamı bugün hâlâ birçok siyasetçimiz için “seçimlerle” sınırlı. Ülkede serbest seçimler yapılıyor mu öyleyse ülkemiz demokratik bir ülkedir demek, diyebilmek bizim siyasetçilerimizin hemen çoğunda varolan temel bir anlayış. O nedenle demokrasi bahsinde gidecek epey yolumuzun olduğu ortada.
Allahtan Kürt sorunu var da bu düzeyin üzerinde bir arayış çabası anlamlı oluyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.