Eşitsizliğin kol gezdiği bir ülkede “Herkes eşittir!” demek eşitsizliği onaylamak anlamına gelir. Özgürlüğün olmadığı bir ülkede “Herkes özgürdür!” demek özgürsüzlüğü onaylamak anlamına geldiği gibi.
Yani sözlerin anlamı, içinde kullanıldığı ortama göre şekil alır. Eğer ortamı atlarsanız sözleriniz başka anlamlar yüklenerek kulaklara ulaşır. Tıpkı Başbakan’ın kameraların karşısına çıkıp “Bu doğal felaketi siyaset için kullanmaya çalışanları” bizlere şikâyet ederken kendisinin de yaptığının biraz buna benzediğini atlaması gibi.
Başbakan’ın bu sözlerinin iyi niyetle söylenmiş olduğundan kuşkum yok. Başbakan’ın bu sözlerle siyaset yapmayı amaçlamadığı ortada. Ama sanırım sorun da burada.
Medyanın siyasete mesafe alarak habercilik yapmak yerine iktidarla mesafe daraltarak bunu yapması muhalif düşüncelerin aynı şekilde medyada yer almasını önlüyor. Bu ortamda, “felaketi siyasete” alet edenleri kınamanın bile “felaketi siyasete” alet etmeye yol açması sadece bir sonuç. Siz istemeseniz de bu böyle.
O nedenle de Başbakan’ın medya konusunda söylediği her söz medyanın iktidarla mesafesini daha da daraltıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.