Sanayi iktisadı denen iktisat alanında genellikle “serbest piyasa düzeni”yle ilgili konular konuşulur. “Serbest piyasa” düzeni de tıpkı “liberal demokrasi” düzeni gibi bir şeydir. Hatta her ikisinin de aynı anlayışın, biri “ekonomide” diğeri ise “siyaset”te yer alan ayrılmaz parçaları olduğu düşünülür. Benzetme salt bir benzetmenin de ötesindedir aslında. Ama her neyse bu yazıda konu etmek istediğim bu konu değil.
Bu disiplin içinde bir konu vardır ki bugünlerin Türkiye siyasetine baktığımda birçok meseleyle ilgisi varmış gibi geliyor bana: Bu konu firmaların piyasada “hâkim durumda” olmaları konusu. Firmalar şu veya bu nedenle pazar paylarını rakiplerine göre arttırabilirler. Bu durumun çeşitli nedenleri olabilir. Bunların arasında yeni bir teknolojiye, yeni bir ürüne ya daha etkin bir organizasyona sahip olmak gibi faktörler sayılabilir.
Bir firmanın pazar payı rakiplerine göre çok artmışsa o piyasada o firmanın sözü geçer hale gelir. Fiyat dâhil çeşitli unsurlar “hâkim durumda” olan firmanın belirlediği unsurlar olurlar. Buraya kadar bir sorun yoktur aslında. Çünkü sonuçta firma, rekabet sürecinde daha etkin araçlarla mücadele ederek piyasadaki en büyük firma haline gelmiştir. Yani yol meşrudur.
Firma “hâkim duruma” gelmiştir gelmesine ama, “hâkim durumda” olmak onun aynı zamanda ekonomide sorun yaratma potansiyeline de geldiğine işaret eder.
Yazının devamını okumak için tıklayın.