İktisatta “güç” kavramı iktisadın geleneksel çizgisi içinde pek sevilen bir kavram değil ve hiçbir zaman da olmadı. O nedenle de iktisadın kurucu düşünürleri “güç”ün olmadığı iktisadi bir düzen hayal etmeyi tercih ettiler. O nedenle de iktisatta “güç” kavramının ne anlama geldiği ile ilgili ortak bir tanım bile gelişemedi.
İktisadın ana akım çizgisi, “bir başkasının seçim alanını sınırlama yeteneği” olarak tanımlanabilecek “güç” kavramını iktisadın dışına atmaya çok çalıştı. O nedenle de ya olamayacağına ya da olsa bile uzun süre sahip devam ettirilemeyeceğine inanmayı tercih etti.
“Güç”ün, iktisadi aktörlerin sahip olabileceği bir imkân olarak değerlendirilmesi yıkıcı etkiler barındırıyordu. Çünkü “güç”ün varlığını bir yol kabul ettiğimizde “ideal” kabul edilen “serbest piyasa” düzeninin “ideal” olmaktan çıkacağı açıktı.
Çünkü eğer “güç”, iktisadi aktörlerin kullanabileceği bir imkânsa, bu imkânı kullananlar arasında “kazananların” ve “kaybedenlerin” olduğu bir düzenin ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktı ve böyle bir düzenin “ideal” bir düzen olduğunu söylemek de imkânsızlaşacaktı.
Oysa “güç”ün iktisadi analizin içine yerleştirilmesi iktisadı da daha “insani” yapacağı gibi daha “anlaşılabilir” de kılabilirdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.