Eğer hayatta gösterdiğimiz çabaların bir anlamı varsa,
Yani hayatta yaptıklarımız bizim irademiz dışında “tanrısal” bir iradenin değil de “bizim” yaptıklarımızsa,
Yani yaptıklarımızın gerçekten bir kıymeti harbiyesi varsa ve hayatımız yaptıklarımızla gerçekten değişebiliyorsa, o zaman bu çabalarımızı gerçekleştirebilmek için gerekli ekonomik kaynaklara sahip olup olmadığımız çok önemli demektir.
Çünkü yeterli ekonomik kaynağa sahip değilsek hayatımızı değiştirmekle ilgili ne denli çabalarsak çabalayalım başarısız olacağımız büyük bir olasılıktır.
Buradan hayattaki başarılarımız (miras yoluyla) devraldığımız ekonomik kaynaklar tarafından belirleniyor demek istemiyorum. Ama demek istediğim “başarılarımız” yalnızca “yapmak istediklerimize” değil, o yapmak istediklerimiz için gerekli “ekonomik kaynaklara” ne ölçüde sahip olduğumuza da bağlıdır.
Eğer bu akıl yürütmede bir sorun yoksa o zaman buradan şöyle bir sonuca varabiliriz: Eğer “başarılarımız”, “yapmak istediklerimiz” kadar “sahip olduğumuz ekonomik kaynaklara” da bağlı ise o zaman içinde yaşadığımız toplumda bu “ekonomik kaynakların nasıl dağılmış olduğunun” özel bir önemi var demektir.
Çünkü eğer ekonomik kaynaklar eşit dağılmamışsa aramızdan bazıları “yapmak istediklerini” yapamayacak ve “başarısız” kalacak, bazıları ise “yapmak istediklerini” gerçekleştirerek “başarılı” olacaktır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.