Bireysel bir hikâyeden gidelim. Herkesin hayatında bazı önemli kararlar alması gerektiği zamanlar vardır. Bu kararlar öyle sinemaya mı gitsem, yüzmeye mi gitsem gibi kararlar değildirler. Daha önemlidirler. Birisiyle evlenmek gibi. Bir işi başka bir işe tercih etmek gibi. Yatırım yapmak gibi. Bir başka şehre ya da başka bir ülkeye taşınmak gibi. Bunlar deyim yerindeyse daha stratejik ve hayatımızı belirleyen kararlardır.
Tabii bu tür kararları verebilmek her şeyden önce bu tür kararları verebilmek için gerekli kaynaklara, daha net söyleyelim gerekli “varlığa”, daha da net söyleyecek olursak yeterli “paraya” sahip olmakla mümkündür. Eğer yeterli paraya sahip değilseniz açıkçası ve basitçesi o kararı alamazsınız. Yani hayatınız için çok önemli olsa da yeterli kaynağa sahip olamamak o kararı almanızı önler.
İşte serbest piyasa düzeninin zırt dediği yer de burasıdır. Çünkü hiç bir toplumda hiçbir zaman bir “sıfır noktası” olmadığından, yani insanlar arasında her zaman bir eşitsizlik olduğundan, serbest piyasa düzeni kaynakları olanların yani “varlıklı” olanların kendi hayatlarını belirleyebilecek stratejik kararları alabildikleri, diğerlerinin ise bu kararları alamadıkları dolayısıyla hayatlarına sahip çıkamadıkları bir düzen anlamına gelir.
Dolayısıyla serbest piyasa taraftarlarının serbest piyasanın tüm toplumun çıkarlarını ençoklaştıran bir düzen olduğu iddiası doğru bir iddia değildir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.