Başbakan’ın hastalığıyla başlayan bir konsantrasyon sorunu yaşıyor Türkiye. Bu konuda çeşitli spekülasyonların yaygınlığı bu konsantrasyon sorununun da nedeni. Çünkü sadece siyasetin değil ekonominin de geleceği bu spekülasyonlar çerçevesinde büyük bir belirsizlikle yüklü.
Oysa açıktır ki bütün ülkelerde başbakanların hastalanması bu türden spekülasyonlara neden olur. Dolayısıyla da bize özgü bir durumla karşı karşıya değiliz bir bakıma. Ama yine de Türkiye’nin geçmekte olduğu yere baktığımızda Başbakan’ın hastalığının bir başka anlam yüklü olduğunu da söyleyebiliriz.
Ama belki de yaşadığımız konsantrasyon sorununun başka sebepleri de var ve bunlar belki de iç içe geçerek bu “sası” durumu yaratmakta. Yani tatsız tuzsuz, heyecansız ve bir bekleme halini...
Bu yazıda Türkiye’nin 2002’den bu yana yaşadığı değişimlere, reformlara ve bunlar etrafındaki tartışmalara girmek değil niyetim. Bunların büyük bölümü tarihin çarklarının hızlanarak neredeyse yön değiştirmesine neden olacak kadar büyük ve önemli. Ama bazıları da bu değişim sürecinin parçası olmakla birlikte geldiği yer bakımından şimdi artık o değişimi tıkamaya yönelmiş ya da tıkama potansiyeli taşıma noktasında. Ben ekonomideki soluk kesilmesinden söz edeceğim ama siyasette de böyle bir durumun varlığı bugünlerde çok sık konuşulmakta.
Yazının devamını okumak için tıklayın.