Balyoz planı bu ülkenin nasıl yönetildiğini, cumhuriyetin asker nezdinde ne anlama geldiğini, vesayet sisteminin nasıl işlevsel kılındığını ve tabii askerlerin zihniyetini anlamak açısından bir define gibi... Satırlar arasında dolaştıkça kafanız daha berraklaşıyor, her şeyin gerçek anlamını kavrıyorsunuz.
Planın can alıcı paragraflarından birini bütünüyle hatırlamakta yarar var: “TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlarla hem ulusal hem de uluslararası ortamda ülke ekonomik darboğaza sürüklenerek, AKP hükümetine karşı büyük çaplı toplumsal gösteriler için zemin hazırlanacak ve koordine edilecek. Sürekli irticai faaliyetler ile ilgili haberler, öğrenci olayları, artan şehit cenazeleri, ekonomik bunalım, faili meçhul eylemlerle sokaklara dökülmüş halk temaları sürekli işlenerek, halkın en güvendiği kurum olan TSK’dan gereğini yapmasını beklediği yönünde kamuoyu yönlendirme çalışmaları yapılacaktır.”
Demek ki darbeyi mümkün ve meşru kılmak üzere bir kamuoyu çalışması gerekiyor. Bu kamuoyu çalışması askeri göreve çağırmak üzere yapılacak ve görev de yaşanan karmaşanın bitirilmesi olacak. Söz konusu karmaşanın içinde ise epeyce ilginç öğeler var... Örneğin faili meçhuller, öğrenci olayları ve şehit cenazeleri gibi. Ancak soru bunların olacağının nasıl önceden bilinebildiği. Acaba karşımızdaki, ‘ya bunlar olursa’ varsayımından hareket eden bir senaryo mu, yoksa ‘bunları’ gerçekleştirmeye soyunan bir girişim mi? Kritik kelime ‘işlenerek’ fiili. Yani TSK’nın ülkedeki kargaşayı bitirmesi değil, onu ‘işleyerek’ kamuoyu baskısı yaratması planlanıyor. Amacın bir iç tehlikeyi durdurmak değil, iç tehlike üretip darbe yapmak olduğu açıkça söylenmiş oluyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.