1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:43
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 30.09.2008
Etyen Mahçupyan
Biraz cesaret...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret... Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret... Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret... Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret... Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret... Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret... Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret... Etyen Mahçupyan - Biraz cesaret...
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Gazetemizin genç kalemlerinden Rasim Ozan Kütahyalı’nın solcuları kızdırmak gibi bir huyu var. Deniz Gezmiş’in babasıyla olan mektuplaşmasını yeniden gündeme getirmesi bazı çevrelerde hiç de hoş karşılanmadı. Çünkü bu yazışma Gezmiş’in epeyce basmakalıp bir kemalist, babasının da İttihatçılığı fazlasıyla çağrıştıran bir ırkçı olduğunu ortaya koyuyordu.

Kütahyalı’nın değerlendirmesi 25 eylülde ‘HerTaraf’ sayfasında Orhan Gazi Ertekin tarafından ele alındı ve yüzeysellikle suçlandı. Ertekin sözü edilen mektuplaşmanın gerçek olduğunu, ama Kütahyalı’nın istediği sonucu üretmediğini iddia etmekteydi. Söz konusu iddia iki teze dayandırılırken, Ertekin solun yıpratılmaması gerektiğini de eklemekten kendini alamamıştı. Çünkü ona göre sol “Türkiye’de ırkçılık ve milliyetçilik karşıtı olan ve kendini yenileyebilir, dönüştürebilir, öğrenmeye ve öğretmeye açık tek gelenek”. Buradaki ‘öğretme’ bir lapsus mudur bilemiyorum ama şimdilik üzerinde durmayalım...

Ertekin yazısında beni de tek satırla konu ederken, Birgün gazetesine yönelik ithamlarımda haksızlık yaptığımı söylemişti. Doğrusu ithamlarımın fazla sert olduğu ve genelleştirici bir nüans taşıdığında ben de hemfikirim. Ama haksızlığın sınırı burada bitiyor... Çünkü esas mesele Birgün gazetesi içinde ve çevresinde ırkçı bir yaklaşıma meyleden ve bunu sol ideoloji ile meczeden insanların barınabilmesidir. Garip olan bu kişilerin varlığı değil... Çünkü ‘sol’ solcuların sandığı gibi bir kültürel kimlik değil, siyasal kimlik. Diğer bir deyişle ahlaki değerler açısından içinde her türlü insan barındırabilir. Sorun bu ahlaki farklılaşmanın bir ‘mesele’ olarak algılanmamasında ve giderek örgütlü ideolojik ‘solun’ genel bir niteliğine dönüşmesinde...

Gelelim Ertekin’in Kütahyalı’ya yönelik itirazlarına... İlk nokta Kütahyalı’nın Türkiye’deki solu tamamen ‘kendine has bir dinamik’ olarak sunduğunu öne sürüyor. Oysa Ertekin’e göre o yıllarda bütün dünya bir ’68 isyanı’ tecrübesi yaşamakta ve Türkiye solunun da bundan etkilenmemesi olanaksız... Gerçekten de herhangi bir bilimsel disiplinde az buçuk bulunmuş herkes, iç ve dış dinamik etkileşiminin genelleştirilemeyeceğini bilir. Ayrıca bu etkileşimin hiçbir zaman bir uçta tecelli etmediği de açıktır. Yapılması gereken bir toplumsal dinamiğin herhangi bir evresiyle ilgili değerlendirmenin –solcuların pek iyi bildikleri üzere- somut koşulların somut tahlilini içeren bir anlama faaliyetine dayanmasıdır. Doğrusunu isterseniz Kütahyalı da söz konusu yazışmaya dayanarak elinden geldiğince bunu yapmaya çalışıyor... Diğer taraftan dış dinamikten etkilenmeyen bir iç dinamik mümkün olmasa da, bu etkilenmenin yönü, içeriği ve anlamı iç dinamiğe büyük ölçüde bağımlıdır. Çünkü dış dinamiğin ne ‘söylediği’ içerdeki zihniyetle doğrudan bağlantılıdır. Kısacası ’68 hareketi’ Batı Avrupa’da yükselmiş ve herkesi etkilemiş olsa da, herkesin ondan anladığı farklıdır ve bu farklılık sizin tarihsel ideolojik birikiminizden bağımsız değildir. Kütahyalı, Gezmiş ve çevresinin bu ‘isyanı’ kendi zihnî kabulleri çerçevesinde algıladığını söylüyor. Söz konusu kabullerin ise otoriterliği, faydacılığı, milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığını ‘doğal’ olarak bu isyanın parçası kıldığını ortaya koyuyor...

Ertekin’in ikinci itirazı Gezmiş ile babası arasındaki yazışmanın yüzeysel okumasının pozitivizmle sonuçlandığı... Ancak ne yazık ki ‘yüzeysel olmayan’ bir okumanın nasıl olabileceğini öğrenemiyoruz. Söz konusu yazışmanın içeriğinin ‘gerçek’ olmakla birlikte, ‘gerçekliği’ ifade etmediği söyleniyor... Oysa tarihsel metinlerin nasıl ‘okunması’ gerektiğine ilişkin kıstaslar çok da karmaşık değil. Metnin hangi koşullar altında yazıldığına, örneğin bir zorlama altında kaleme alınıp alınmadığına bakılır. Ayrıca yazarın niyeti, o yazıyı ‘niçin’ yazdığı, popüler deyimle takiye yapıp yapmadığı başka deliller ışığında anlaşılmaya çalışılır... Ne var ki konumuz bir baba-oğul yazışması... Gerçek düşüncelerin yazılmamasının tek nedeni, bu iki insanın birbirine kasten inanmadıkları fikirleri yazması olabilir ancak... Tabii belki de Gezmiş babasından o denli çekinmekteydi ki, inanmadığı halde onun istediği sözcükleri sıralamıştı... Ya da babası inanmadığı halde oğlunun duymak istediklerini söylüyordu. Ancak bu durumda da her birinin takiyesi, diğerinin sahih fikrini oluşturuyor demek durumundayız...

Ertekin’e göre bu iki kişinin ‘kendilerini savunmak’ üzere yazdıklarından yabancı düşmanlığı üretilemezmiş. Yani ‘kendilerini savunmak’ için mi yabancı düşmanlığı yapıyorlar? Bu saçma önermeyi kabul etseniz bile soru şu: Niçin öyle yapıyorlar? Bu insanların ahlaki değerleri hiç mi yok? Yoksa o ahlaki değerler tam da bu mektuplarda sergilenenler mi?

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  2. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  3. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  4. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  5. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  6. Boykotçular - 20.08.2010
  7. Utangaçlar - 18.08.2010
  8. ‘Efendiler’ ve ‘taşralılar’ - 15.08.2010
  9. ‘Evet’çiler ve ‘Hayır’cılar - 13.08.2010
  10. Boynuz - 11.08.2010
  11. Tel gericileri ve seyirciler - 08.08.2010
  12. Teamül - 06.08.2010
  13. Cambaz ip üzerinde - 04.08.2010
  14. Ölüm siyaseti - 01.08.2010
  15. Takiye - 30.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Biraz cesaret... - Etyen Mahçupyan
03.09.2010 06:43:55