Gazetemizin genç kalemlerinden Rasim Ozan Kütahyalı’nın solcuları kızdırmak gibi bir huyu var. Deniz Gezmiş’in babasıyla olan mektuplaşmasını yeniden gündeme getirmesi bazı çevrelerde hiç de hoş karşılanmadı. Çünkü bu yazışma Gezmiş’in epeyce basmakalıp bir kemalist, babasının da İttihatçılığı fazlasıyla çağrıştıran bir ırkçı olduğunu ortaya koyuyordu.
Kütahyalı’nın değerlendirmesi 25 eylülde ‘HerTaraf’ sayfasında Orhan Gazi Ertekin tarafından ele alındı ve yüzeysellikle suçlandı. Ertekin sözü edilen mektuplaşmanın gerçek olduğunu, ama Kütahyalı’nın istediği sonucu üretmediğini iddia etmekteydi. Söz konusu iddia iki teze dayandırılırken, Ertekin solun yıpratılmaması gerektiğini de eklemekten kendini alamamıştı. Çünkü ona göre sol “Türkiye’de ırkçılık ve milliyetçilik karşıtı olan ve kendini yenileyebilir, dönüştürebilir, öğrenmeye ve öğretmeye açık tek gelenek”. Buradaki ‘öğretme’ bir lapsus mudur bilemiyorum ama şimdilik üzerinde durmayalım...
Ertekin yazısında beni de tek satırla konu ederken, Birgün gazetesine yönelik ithamlarımda haksızlık yaptığımı söylemişti. Doğrusu ithamlarımın fazla sert olduğu ve genelleştirici bir nüans taşıdığında ben de hemfikirim. Ama haksızlığın sınırı burada bitiyor... Çünkü esas mesele Birgün gazetesi içinde ve çevresinde ırkçı bir yaklaşıma meyleden ve bunu sol ideoloji ile meczeden insanların barınabilmesidir. Garip olan bu kişilerin varlığı değil... Çünkü ‘sol’ solcuların sandığı gibi bir kültürel kimlik değil, siyasal kimlik. Diğer bir deyişle ahlaki değerler açısından içinde her türlü insan barındırabilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.