Referandum nedeniyle saflaşan taraflardan biri de ne ‘evet’ ne de ‘hayır’ demek istemedikleri için sandığa gitmeme kararı veren ‘boykotçular’. Burada başlıca iki grup var. Biri BDP ve onun mobilize edeceği Kürtler. BDP’nin son günlerde boykottan uzaklaşarak seçmeni serbest bırakma eğilimi göstermesinin nedeni, bu siyasetin hüsranla sonuçlanma ihtimalinin yüksek olduğunun anlaşılması ve partinin gereksiz yere kendi seçmeniyle iletişiminin bozulması riskiydi. Ama arkada yatan ilkesel tavır halen devam ediyor ve bu tavır aslında tek bir mesaj veriyor: ‘Ben Kürdüm, sizlerden farklıyım’. BDP’nin duruşunun siyasetle, yani yarının nasıl olacağıyla bir ilgisi yok. Onlar hem ‘evet’ hem de ‘hayır’ diyenlerin nihayette ‘Türk’ olduklarını ve siyasete dahil olmanın kendilerini bu ‘Türklük’ içinde eriteceğini düşünüyorlar. Nitekim en çok duyulan itirazlardan biri de bu tedirginliği açıkça ortaya koyuyor: ‘Pakette Kürtler için bir şey yok...’ Önce ifade etmek gerek ki bu anayasa değişikliğinde Kürtler için çok şey var ama bunların hepsi Kürtlerin Kürt olmayanlarla paylaştıkları avantajlar. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılıktan daha demokratik bir yargıya uzanan yelpazede ayrı ayrı her madde Kürtler için olumlu bir değişimi ima ediyor. Dolayısıyla söylenen şudur: ‘Pakette sadece Kürtler için bir şey yok...’ Bu ise önemsenen şeyin Kürtler değil, Kürt ‘kimliği’ olduğunu gösteriyor. Ne var ki bu yaklaşım, Türkiye partisi olduğunu iddia eden BDP’nin, ola ola sadece Kürt etnik kimliğini referans alabilen bir parti olduğunu ima ediyor. Öte yandan sadece kendi kimliğini temel alan, herkes için iyi olanı aramayan bir anlayışın, çok kültürlü bir toplumsal zeminde ne derece ‘demokrat’ bir hareket olabileceğini de sorgulamak durumundayız. Açıkça ifade etmek gerekirse boykot kararı, BDP’nin hâlâ siyasete hazır olmadığını, ama daha da önemli olarak Kürtleri siyasetin dışında tutma arzusu taşıdığını söylüyor.
Sonuç olarak Kürtlerin BDP çevresindeki ‘boykotçu’ kanadı, ‘Türklerin’ ama böylece Türkiye’nin siyaset dinamiğinin dışında kalmayı tercih ederek, kendilerini apolitik bir tutuma mahkûm ediyorlar. Neden ise, siyasetin vurguyu kimlikten vatandaşa doğru çekme ihtimalinin olması ve bunun bir ‘kimlik kaybı’ tehlikesi taşıması...
‘Boykotçuların’ ikinci grubu da aslında aynı dertten mustarip.
Yazının devamını okumak için tıklayın.