1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 02:57
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 05.10.2008
Etyen Mahçupyan
Denetimsizliğin çekiciliği
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği Etyen Mahçupyan - Denetimsizliğin çekiciliği
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Siyasetin bayram şekeri olarak merkez medyada sarmalanıp sunulan Kılıçdaroğlu/Fırat karşılaşması bu toprakların hiç de yabancısı olmadığı bir soruna gönderme yapmaktaydı. İktidarın dar bir kadro elinde kullanıma açıldığı, denetimden kaçtığı her durumda, o iktidar sahipleri ve yandaşları kendilerine ekonomik rant sağlamanın peşine düşerler. Bu epeyce risksiz bir yatırımdır, çünkü sahip olunan siyasi ilişkiler sayesinde hukuki dosyaların üzerinin kapatılması mümkün olur ve kazanç suistimali yapanın yanına kâr kalır.

Öte yandan bu devletin yönetme sistematiği zaten söz konusu suistimal düzenini beslemektedir. Askerî vesayet altındaki sivil iktidarların gerçek toplumsal meselelere ilişkin hareket alanı son derece sınırlı olduğu için, ‘siyaset’ de ekonomik çıkar üzerinden tanımlanmaktadır. Nitekim sınırı aşan, askerî vesayetin şu veya bu yönde dışına çıkmaya yeltenen iktidarlar zamanında aniden darbe koşullarının oluşması artık kanıksanmış bir gerçekliktir.

Bu nedenle Kılıçdaroğlu/Fırat karşılaşması hem gerçek bir soruna işaret etmekte, hem de bu sorunun ardındaki gerçekliği gizleme işlevine sahip. Olayı ‘ciddiye’ alanların muhtemelen büyük çoğunluğunun yolsuzluk eğiliminden hiç de uzak olmadıklarının sosyolojik bir gerçeklik olduğunu şimdilik bir kenara koyalım... Giderek magazinel hale getirilen bu çatışma sayesinde Türkiye’de siyasetin anlam ve işlevinin arka plana atılmaya çalışıldığını görmezden gelemeyiz.

Bu siyasetin en belirgin niteliği tüm gayretin denetim dışına kaçmaya hasredilmesidir. Çünkü denetimsiz kalan her alan maddi manevi menfaatlerin yeşermesine, paylaşılmasına ve dağıtılmasına olanak yaratır. Bu ise bizatihi bir siyasi güçtür ve size denetimli alanlarda pazarlık fırsatı yaratır.

Dolayısıyla Türkiye’deki devlet sistematiğinin turnusol kâğıdı denetim karşısındaki tutumdur. Denetimden kaçma eğiliminin olduğu her yerde iktisadi ve siyasi nüfuzun tekelleşmesi ve topluma yönelik bir sömürü ve tahakküm mekanizması kurması mümkün hale gelir.

Bu arka planın önüne yerleştirdiğimizde Fırat’ın ortağı olduğu şirketin hayali ihracata bulaşmış olması vakayı adiyeden öteye gitmez. Olayın afişe olması, vergi kaçıranların ceza alması tabii ki işlemesi gereken bir süreç. Ancak ‘siyasetin’ sınırını bu noktada çizenlerin de bizzat manipülasyon peşinde olduklarını akla getirmekte...

Çünkü bu ülkede en denetimsiz olan, denetimi bilinçli olarak engelleyen kurum ‘siyaset’ değil, bürokrasidir. Eylül’ün 24’ündeki makalesinde Lale Sarıibrahimoğlu bir ‘durumu’ hatırlatmaktaydı: 2003 yılında Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı bir tugayı denetlemeye giden Sayıştay denetçileri içeri bile sokulmamışlardı. Gerekçe ise askerî yönetmelikti... Siyasetin yüzeysel okuyucuları olan bizler Sayıştay Kanunu’na eklenen 12. madde ile artık bu kurumun askeriyeyi denetleyeceğini sanmıştık. Meğerse aynı Kanun’un 38. maddesi TSK’nın 1969’da çıkardığı bir yönetmeliği de aynı yasanın parçası kılmaktaymış. Bu özel maddeye göre ise TSK birimlerinin denetimi Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı teftiş kurulları tarafından yapılacakmış...

Tahmin edileceği gibi Sayıştay’ın hukuki itiraz yolunu seçmediği bu özel durum sayesinde 2003 yılından bu yana askerî karargâhlarda denetim yapılamıyormuş... Yani tam da içi cephaneliğe dönüştürülmüş evlerin bulunduğu, insanların öldürüldüğü, darbe planları yapıldığı bir dönemde... Ama denetimsizlik sadece ‘asayişin’ manipüle edildiği bir hareket alanını değil, büyük miktarda paraların döndüğü bir çıkar dünyasını da ima eder. Nitekim son dönemde ortaya çıkan kaynağı belirsiz maddi birikimlerin iz sürümü de aynı denetimsizlik nedeniyle yapılamamış durumda.

Bazılarınız 12 Eylül dönemini veya daha öncesine gidip Lockheed skandalını da hatırlatabilirsiniz... Rüşvet itirafının bizzat Lockheed yöneticileri tarafından yapıldığı bu suistimal olayında yargının ısrarla ‘beraat’ kararı vermesinin anlamını düşünecek epeyce zamanımız oldu.

Türkiye sivil siyasetçilerin bir bölümünün iktidara uzandıkları andan itibaren denetimsiz hareket alanları kolladıkları ve yasalar sayesinde bu alanı genişletmeye çalıştıkları bir ülke... Ama aynı zamanda TSK başta olmak üzere bürokrasinin kendisine ayırmış olduğu denetimsiz alanı sistematik bir biçimde koruyup genişlettiği de bir ülke... Dahası sivil siyasetçinin son kertede sıradan bir vatandaş olmasına karşın, bürokrat ömür boyu koruma altında... Ve daha da vahimi bürokratın imtiyazı resmî ideolojinin uzantısı...

Askerî vesayet sadece sivil iktidarın üzerinde bir tahakküm değil... Denetimsizliğin de meşruiyeti...

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. Son kerte soruları - 10.09.2010
  2. Kırılma - 08.09.2010
  3. Vatandaşlık referandumu - 05.09.2010
  4. Korku ve nefretin siyaseti - 03.09.2010
  5. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  6. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  7. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  8. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  9. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  10. Boykotçular - 20.08.2010
  11. Utangaçlar - 18.08.2010
  12. ‘Efendiler’ ve ‘taşralılar’ - 15.08.2010
  13. ‘Evet’çiler ve ‘Hayır’cılar - 13.08.2010
  14. Boynuz - 11.08.2010
  15. Tel gericileri ve seyirciler - 08.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Denetimsizliğin çekiciliği - Etyen Mahçupyan
11.09.2010 02:57:53