Yenilgi bir travmadır... Hele yenilmeyeceğinizden çok eminseniz, hayatın sizden yana olduğuna inanıyorsanız, yenilgiyi taşımak daha da zorlaşır ve içe dönük tahribatlar yaratır. Psikoloji bilimi bu tür travmaların kabaca üç safhadan geçtiğini ortaya koyan çalışmalar üretmiş. Önce görmezlikten gelir, sonra inkâr eder ve nihayet durumu kabullenirsiniz. Bu safhaların her birinin dinamiği farklıdır. Görmezlikten gelme, içe kapanmayı, makbul ideolojiye sarılmayı, bilerek ve isteyerek cehaleti tercih etmeyi ima eder. İnkâr dönemi, karşı mücadeleyi, yenilgiye uğradığınız tarafı aşağılamayı, gerçekleri çarpıtmayı içerir. Kabul aşamasında ise özeleştiri yapma, arınma ve yeniyi yeniden arama enerjisi ortaya çıkar. Tabii bu arada inkâr döneminden kabullenmeye geçemeyen, yenilginin altında giderek ezilerek saldırganlaşan bir azınlık da daima bulunur...
Türkiye’nin son on beş yılı eğitimli, kentli, hali vakti yerinde laik kesim için varoluşsal bir yenilgi, bir travmadır. Çünkü bu kesim kendi doğal hakları olduğunu sandığı hiçbir şeyin aslında kendisine ait olmadığını ve daha da önemlisi zaten olmaması gerektiğini keşfediyor. Bu ülkenin gerçek ‘efendileri’ iken bir anda kendilerini azınlıkta kalmış, kenara itilmiş buluyorlar. Eğer bu durum bir kaba güç sonucu ortaya çıkmış olsa, yenilgiyi taşımak kolay olurdu. Ama tam aksine söz konusu yenilgi demokrasi üzerinden geliyor. Üstelik onları yenen ‘taşralılar’ iktisadi ve entelektüel açıdan da bu ‘efendileri’ mat etmek üzereler. O ‘taşralılar’ demokratikleşmeye, özgürleşmeye, hukuk devleti olma idealine sahip çıkarken, ‘efendiler’ buna çaresizce direnmeye uğraşıyor. O ‘taşralılar’ dünyaya uyum gösterme konusunda son derece esnek davranıp, çağdaş normları benimsemekte yarışırken, ‘efendiler’ bunları birer tehdit olarak algılayıp, çeşitli paranoyalar üzerinden kimlik tazelemeye çalışıyorlar.
AKP’nin yükselmesi ve reform adımları atmada giderek cesaret bulması, ‘efendilerin’ inkâr dönemine geçmelerini doğrudan tetiklemiş gözüküyor. Ondan önce Erbakan figürünün de verdiği rehavetle, görmezlikten gelme ve azımsama tavrı egemen yaklaşımdı. Ama AKP hükümetleri ile birlikte ‘tehlike’ bir anda yakınlaştı, çünkü bu Müslümanlar hiç de ‘efendilerin’ beklediği türden çıkmadılar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.