Referandumlar, arka planında ideolojik karmaşa olan sorunları basitleştirerek, toplumun çoğunluğunun tercihini hayata geçirirler. Herkesin ‘evet’ veya ‘hayır’ demesindeki nedenler çok farklı olsa da, sonuçta bu ‘evet’ ve ‘hayır’lar birer kapta toplanır. Bu durum siyaseti bir miktar öldürür, çünkü kamplaşma öne çıkar ve tartışmalar yüzeyselleşir. Ancak siyasetin kültürel vesayet altında olduğu ülkelerde bir özgürleşme potansiyeli de yaratır. Bütün etnik, dinsel veya ideolojik kimliklerin kendi homojenliklerini koruyarak belirli siyasetleri desteklemesinin sonucu olan cemaatçilik sürdürülemez hale gelir. İnsanlar kendilerini hiç hazzetmedikleri başka cemaatlerle yan yana bulabilirler. Bu durum her cemaatte iç kırılmalara neden olur çünkü söz konusu birlikteliğin siyasi bir anlamı ve yükü vardır. Böylece referandumun konusunun yeniden önemli hale gelmesi fırsatı doğar ve içerik her cemaati böler... Dolayısıyla gelişmiş demokrasilerde siyasetin üstünü örten bir kolaycılık olan referandum, demokrasinin yerleşmediği cemaatçi toplumlarda cemaat içi demokratikleşmenin de tetikçisidir.
Söz konusu dinamik, cemaatlerin alt gruplarını özneleştirdiği gibi, farklı cemaatlerin alt gruplarını biraraya getiren ‘utangaç’ koalisyonlar da üretir. Türkiye’de de böyle oluyor ve bu son derece değerli bir gelişme... ‘Yetmez ama evet’ diyenler Türkiye’de yeni tomurcuklanan bir müstakbel siyasetin ipuçlarını taşıyorlar. Bu grubun gerçekliği algılama ve siyaseti yorumlama kapasitesi onları bir özne yapmaya aday. Ancak özne olabilmek, dışarıdan bakıldığında bir siyasi nesne de olunduğunun idrak edilmesini gerektiriyor. Bu nedenle ‘yetmez ama evet’ diyenlerin kendilerine yönelik kritik bir bakışa da hazır olmalarında kendi açılarından yarar var.
Geçen haftaki ‘Utangaçlar’ başlıklı yazıma gelen çok sayıdaki mesaj, bu grubun el yordamıyla bir analizinin yapılabilmesine olanak tanıyor. İlk tesbit bu grubun kültürel anlamda homojen olmadığı, içlerinde dindar veya muhafazakâr diye adlandırılacak kişilerin de olduğu. Ne var ki ortada kullanılan bir dil var ve bu dil belirli bir siyasi algıya tekabül ediyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.