Geçen haftaki yazılarımdan birinin sonuna şöyle bir not koymuştum: “Birçok okuyucu, niçin Hrant’ın katledilmesine ilişkin Türkiye’nin AİHM’deki savunmasını ele alan bir yazı kaleme almadığımı sordu. Belki de yanıtımın bilinmesinde yarar var... Eğer ‘Türk’ olsaydım, Hrant’ı öldürenlerin taşıdığı kimliği paylaşsaydım bu utancı taşıyamaz ve yazardım... Ama değilim ve bu sorumluluk bana değil, ‘size’ düşüyor...” Bu paragrafı niçin yazmak istediğime açıklık getirmenin doğru olduğunu düşünüyorum... Okuyucuların iki dava dosyasının birleştirildiğinin farkında olmamaları ve meseleyi “Hrant’ın katledilmesi” bağlamında ele almaları doğaldı ama bu konuda benim bir şeyler yazmam gerektiği konusunda ısrarlı olmaları ve bunu benden beklerken benim Ermeni olmama atıf yapmaları doğrusu bana biraz ‘fazla’ geldi. Son yüz yıl içinde bunca yaşanmışlıktan sonra, devletin yaptığı bir utancın göğüslenmesi de Ermenilere mi düşüyordu? Kendisine ‘Türk’ diyenlerin bir anda hiçbir sorumluluk taşımayacak kadar vicdan hafifletmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tasarruflarına karşı özellikle referandumda ‘evet’ diyen bir Ermeni’yi sahaya davet etmeleri bence fazlasıyla manidardı. Sanki Ermeni olmanın gereklerinden biri de uğradığınız aşağılanmalara karşı çıkarak onurunuzu korumak durumunda olmanızdı ve böylesi bir psikolojik dönemeçte hükümetin şu veya bu siyasetini desteklemek de sizden beklenen Ermeniliğe yakışmayan bir züldü. Bunun bir tür Yahudileştirme olduğunu düşünüyorum... Nasıl devlet Yahudileri ‘iyi çocuk’ olarak tasavvur ediyorsa, kendisini devlet muhalifi olarak gören bir tür solculuk da galiba Ermenileri kendi ‘iyi çocuğu’ olarak algılıyor.
Eleştiri yazısının benden beklenmesi ise, kişisel maceram açısından iyice ironikti, çünkü ben hiçbir zaman gerçek anlamıyla bir ‘Ermeni’ olmadım. Ermeniceyi çok az bilen, bu toplumun tarihi, kültürü ve edebiyatına özel bir ilgi duymamış, onu Osmanlı dünyası içinde algılayagelmiş biri için Ermeniler adına tepki vermek pek doğal değil. Ermeni olmak benim için bir gurur vesilesi olmadı, böyle bir duyguya yabancı kaldım. Aslına bakarsanız hiçbir ‘milletin’ parçası olmak, benim açımdan gurur verici bir durum olamaz. Hiçbir ‘milletin’ hasletler hanesi, ‘millet’ adına yapılan kötülükleri karşılayamaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.