Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, vatandaşlara verilebilecek isimleri ‘trafik lambası’ prensibine göre sınıflandırmış. Yeşil listede ‘milli, manevi ve ideolojik’ açıdan uygun isimler, kırmızıda ise uygunsuzlar yer almaktaymış... Her çağ bazı yozlaşmaları rasyonalize eder. Modern dönem de milliyetçiliğin getirdiği hastalanma halini sıradanlaştırdı ve devlet eliyle sistemleştirdi. Öyle ki örneğin Azerbaycan devleti, o ülkede yaşayan insanların hangi adları taşıyabileceklerini belirlemek isteyebiliyor. Eğer imkân olsaydı muhtemelen herkese eşit miktarda yeşil liste adı verildiği bir düzen oluşturulurdu. Böylece ortada münafıklık işareti taşıyan, ya da kafa karıştırıcı özelliklere sahip olan hiçbir isim kalmazdı. Yönetenler de aynı adları alacakları için devlet erbabı ile halk arasında bir sempati ve içgüdüsel dayanışma yaratılabilirdi... Aslında ideal olarak belki de tüm Azerilerin bir ve tek adla anılmaları daha da ‘milli’ bir çözüm olurdu. Böylece ‘kişi’ ortadan kalkar, herkes milli bütünlüğün adsız parçaları haline gelirdi.
Bu tür millet tahayyülleri, esas olarak militarize bir toplumu ima eder. Düşmana karşı yekvücut olmuş, kendi devletleri ve liderleri etrafında bütünleşmiş, kişiliklerinden kendi arzularıyla ve coşku içinde vazgeçmiş olan bir yeknesak yığın hayalinden beslenir. Bizde de Genelkurmay Başkanı’nın “askerlik vatan borcudur” derken, ‘Türkleri’ bir asker-millet olarak düşünürken içinde olduğu ruh hali muhtemelen budur. Türkiye henüz ‘trafik lambası’ prensibine göre isimleri sınıflandırmayı akledemedi. Ama başka bir yoldan açığını kapattı: Tüm erkeklere zorunlu askerlik yaptırarak ve hepsine de ‘mehmetçik’ diyerek, bu toplumun insanlarını ‘milli kişiliğin’ parçası olma uğruna kişiliksizliğe davet etti.
***
Şempanzeleri koruma altına almaya çalışan örgütlerin birincil amaçları, doğal ortamlarından kopartılmış olan bireylerin yeniden o ortama dönmelerini sağlamak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.