1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 10 Şubat 2012 Cuma 00:30
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 03.09.2010
Etyen Mahçupyan
Korku ve nefretin siyaseti
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti Etyen Mahçupyan - Korku ve nefretin siyaseti
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Başbakan Diyarbakır mitinginin muhtemel içeriğine ilişkin olarak bir televizyon kanalında şöyle demişti: “Niye Kürtlerin temsilcisisin de 73 milyonun temsilcisi değilsin? Demek ki sen tamamen ırkçı partisin ama ben ırkçı değilim.” Başbakan bu değerlendirmesinde muhakkak ki samimidir. BDP’ye baktığında o partinin AKP’ye kıyasla daha fazla etnik kimlik siyaseti yaptığını tesbit ediyor ve kendisinin ırkçı olmadığına hükmediyordur. Ne var ki bu topraklarda Batı’dakinden epeyce farklı tür bir ırkçılık var ve Başbakan’ın partisi de bundan nasibini alıyor.

Batı dünyası ırkçılığı milliyetçiliğin uzantısı, çoğu yerde mantıksal sonucu olarak yaşadı. Ulus-devlet kapitalizminin meşruiyetini sağlayan liberalizm, hemen her yerde bireyselliği kutsallaştıran etik bakışından kolayca uzaklaşarak, devletlerin etnik ayrımcılığı besleyen yörüngesine teslim oldu. Otoriter zihniyetin bilim dünyasına egemen olmasını ima eden pozitivizm ise, ırkçılığı neredeyse bilimsel bir temele oturttu. Nitekim ‘modern’ ve ‘çağdaş’ olma iddiasındaki genç Türkiye Cumhuriyeti bu ırkçılığı büyük bir hevesle kucakladı ve bir dizi akla ziyan ‘bilimsel’ çalışma yapıldı. Ancak bu tür ırkçılığın temelde bize uymayan bir yanı vardı: Yaşanmışlıktan değil, yaşanmamış olan kuramsal doğrulardan besleniyordu. Geçmişin değil, geleceğin hesabını yapıyordu. Oysa Osmanlı düzeni tipik bir ataerkil dünyaydı. Sultanların şeriat karşısında son derece güçlü olmaları ve devletin –belki 17. yüzyılın bir bölümü dışında- hiçbir dönemde şeriata doğrudan bağımlı kalmaması, otoriter bir devlet geleneğine işaret etse de, toplumsal yapı ve dengeler ataerkilliğin kadim kurallarına tabiydi. Bu düzenin en önemli özelliği ise cemaat yapısıydı. Böylece imparatorluğun ahalisi kendi cemaatlerinin içinde daha kalıcı ve belirleyici bir kamusal alan yarattılar.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. Öteki sol - 19.09.2010
  2. Yerli yabancılar - 17.09.2010
  3. Değişim - 15.09.2010
  4. Çağdaşlık - 12.09.2010
  5. Son kerte soruları - 10.09.2010
  6. Kırılma - 08.09.2010
  7. Vatandaşlık referandumu - 05.09.2010
  8. Korku ve nefretin siyaseti - 03.09.2010
  9. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  10. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  11. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  12. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  13. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  14. Boykotçular - 20.08.2010
  15. Utangaçlar - 18.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 09.02.2012
Türk futbolu medeni değil!
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Etyen Mahçupyan - "Korku ve nefretin siyaseti" başlıklı köşe yazısı
10.02.2012 00:30:29