1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 07:02
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 05.09.2008
Etyen Mahçupyan
Kurumsal akıl tutulması
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması Etyen Mahçupyan - Kurumsal akıl tutulması
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Güney illerimizde uzun süre yaşamış bir arkadaşımın sıklıkla kullandığı bir tabir vardı. Sorunlu bir durumu yönetme konusunda yetersiz olduğunu düşündüğü insanlar için “onun bildiği yanıldığına yetmez” derdi... Yani tüm bilgisini ve aklını biraraya getirip, meseleyi ele alsa bile yine de o kişinin yanlış yapacağını beklemek gerekirdi.

Bireysel olarak bakıldığında bir kapasite eksikliği gibi yorumlanabilecek bu zaaf, belirli dönemlerde kurumsal davranışlara da sirayet edebiliyor. Kurumların bilme, iş yapma ve çevrelerini yönetme becerileri, onları kuşatan zihinsel ve ideolojik ortama sağladıkları uyumla doğrudan bağlantılı. Çünkü hem sahip olduğunuz bilgi, hem de yönetimsel gücünüz başkalarının sizde bu hasletlerin olduğunu takdir edip kabullenmelerini gerektiriyor. Eğer insanlar sizin bilgisiz veya işinizi yapma açısından yetersiz olduğunuzu düşünmeye başlamışlarsa, kendinizi kanıtlama yönünde çabalarınız da tam tersi sonuçlar verebiliyor.

Bu durum özellikle zihinsel ve ideolojik ortamda hızlı değişimlerin gündeme geldiği zaman dilimlerinde ortaya çıkmakta. Çünkü kurumsal yapıların böylesine hızlı değişimlere adapte olmaları hiç de kolay değil. Her kurumun kararların nasıl alınacağından kriz durumlarında nasıl davranılacağına kadar bir dizi kuralı yapısal hale getiren bir ‘kültürü’ var. Dahası kurumların içinde de bir biçimlendirme süreci yaşanıyor ve her yeni üyenin kurumsal kültüre uyum sağlaması neredeyse zorunlu kılınıyor.

Böylece ortaya her biri benzer ‘kafada’ bir personel çıktığı gibi, kurumda yükselmek de bu uyumun ne denli iyi yapılabildiği ile bağlantılı oluyor. Sonuçta geleneksel olarak yerleşik hale gelmiş davranış ve değerlendirme kalıplarının dışına çıkamayan bir kurumla karşılaşıyorsunuz.

İş hayatında sıkça rastlanılan bu durumun esas sıkıntı yarattığı yer ise bürokrasi... Çünkü bürokrasi istese bile iş hayatındaki esnekliği, pragmatizmi ve cevvaliyeti gösteremiyor.

Dolayısıyla geçmişte olumlu sonuçlar veren tutumların ısrarla sürdürülmeye çalışılması, genellikle kurumun öngöremediği bir ‘köhneleşme’ algılaması yaratıyor... Çünkü zihnî ortam değişmiş durumda ve aynı tavrın hâlâ aynı anlamı taşıdığını varsaymak hayati bir yanlış...

Silahlı kuvvetlere mensup bir generalin Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklu yargılanan iki emekli komutanı ziyareti tam da böyle bir ‘kurumsal akıl tutulmasını’ ifade etmekte. Son birkaç yıllık süreçten siyaseten ve psikolojik olarak yeniklik duygusuyla çıkan TSK içinde, belli ki birçok kişi bu izlenimi değiştirmeyi hedefliyor. Ama düşündükleri ve uyguladıkları hamleler onların söz konusu yenilgilerini daha da derinleştirecek cinsten. Çünkü bu ziyaret ister istemez ordunun hem yargıya müdahale isteği olarak değerlendirilecek, hem de bu kurumu resmen geçmişteki darbe girişiminin ve bu amaca hizmet etmesi umulan çete faaliyetlerinin destekçisi olarak gösterecek.

Askerî vesayetin ‘kabul edilebilir’ olduğu dönemlerde belki de sorun yaratmayacak olan bu skandal ziyaretin, Türkiye’nin yeniden siyaseti ve hukuku aradığı günümüzde olumlu bir anlam taşıması imkânsız. Tüm toplumun ordusu olma iddiası taşıyan bir kurumun böylesine vahim bir hata yapmasının nedeni ise muhakkak ki bireysel yetersizlikler olamaz.

Sorun kurumsal kimliğin ve kurumsal zihniyetin artık bu yükü taşıyamamasıdır. Ordunun siyaset üzerinde vesayet kurabilmesi, ancak ve ancak toplumsal algılamada siyaseten meşru bir pozisyon almasıyla mümkün. Oysa bu son ziyaret TSK’nın bindiği dalı kesmeye devam ettiğini ve daha da vahim olarak bunun farkında bile olmadığını ortaya koymakta.

Öte yandan bütün bu muhakemelerin yapıldığı ve alt kadroların teskin edilebilmesi amacıyla söz konusu ziyarete karar verildiği de öne sürülebilir. Ama bunun tek anlamı değişen zihniyet ortamına uymayan bir orta kademeye sahip olunduğunun itirafıdır. Bu kademenin kimler tarafından yetiştirildiği ise açık... Kısacası ortada günümüzün siyasi meşruiyet anlayışına uyum sağlamakta zorlanan bir kurumsal kültür var. Nitekim bu ziyaret TSK’yı Ergenekon davasında yargılananlarla aynı düzleme çekme riskini taşıyor. Böylesine sağduyu eksikliğini mantıken açıklamak ise gerçekten hiç kolay değil...

Diğer taraftan bu durum bizatihi bir zaaf olmaktan ziyade, yeni bir anlayışı üretmenin fırsatı olarak da değerlendirilebilir. Buna karşılık değişimin alışkanlık haline gelmiş olan siyasi eğilimler açısından bir taviz olarak görülmesi ve eski ‘asker’ tutumunda ısrar edilmesi halinde, kurumun üstleneceği maliyet doğal olarak çok daha yüksek olacaktır.

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  2. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  3. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  4. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  5. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  6. Boykotçular - 20.08.2010
  7. Utangaçlar - 18.08.2010
  8. ‘Efendiler’ ve ‘taşralılar’ - 15.08.2010
  9. ‘Evet’çiler ve ‘Hayır’cılar - 13.08.2010
  10. Boynuz - 11.08.2010
  11. Tel gericileri ve seyirciler - 08.08.2010
  12. Teamül - 06.08.2010
  13. Cambaz ip üzerinde - 04.08.2010
  14. Ölüm siyaseti - 01.08.2010
  15. Takiye - 30.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kurumsal akıl tutulması - Etyen Mahçupyan
03.09.2010 07:02:21