Tarihsel olaylardan uzaklaştıkça onlara verdiğiniz anlam değişir. Bunun bir nedeni kendi koşullarınızın, düşünme ve algılama biçiminizin değişmesidir, ama bu yönde radikal bir değişim olmasa bile zamanın geçmesi geçmişe yönelik bir ‘mesafe’ duygusu getirir. Bir tabloya yakından bakmakla, onu etrafındaki diğer tabloların ortasında, bir başka bütünün parçası olarak görmek arasındaki farka benzer şekilde, söz konusu tarihsel olayı da daha geniş bir arka plan önünde görmeye başlarsınız. Bu mesafe büyüdükçe, olayı anlamlandırmak üzere kullandığınız tarihsel zemin de genişler.
28 Şubat’a ilişkin değerlendirmeler de bu etaplardan geçti. Yaşandığı dönemde özellikle medyada büyük bir kırılma yaşanmıştı. Laik kesimin kendisini özdeşleştirdiği basın organları darbeden yana tavır almışlar, müdahaleyi laiklik, çağdaşlık, modernlik ve buna benzer bir dizi ulvi kriter adına övmüşlerdi. Buna göre askerler Cumhuriyet’in ‘kazanımlarının’ tehlike altına girmesiyle birlikte sorumluluklarının gereği olan adımı atmışlar, üstelik bunu silah kullanmadan yapmışlardı. Bu durum toplumun gelişmişlik ve bilinç durumunu yansıtmaktaydı ve medyanın kendisi de bu sayede laik kesimin ‘bilinci’ payesini elde etmişti. Çünkü 28 Şubat’ın medya desteği olmadan gerçekleşemeyeceği açıktı ve nitekim medya da tüm süreç boyunca bu işlevini gönül rahatlığıyla yürütmüştü.
Bu geniş grubun karşısında ise Cumhuriyet’in makbul vatandaş ölçütleri açısından meşruiyet zaafı çeken dindar kesimin, sesi pek çıkmayan yayın organları ile laik medyadaki bazı aykırı köşe yazarları bulunmaktaydı. Yapılanın askerin siyaset üzerindeki baskısını konsolide eden ideolojik bir manipülasyon olduğunu, demokrasinin tam zıttı noktada yer aldığını ve gerekçelerinin de yüzeysel veya sahte olduğunu öne sürüyorlardı.
Ancak yorumlar birbirinin tamamen tersi olsa da, her iki taraf da doğal olarak askeri merkeze alan bir analiz yapmaktaydı. Böylece olayın sıcaklığını koruduğu dönemde 28 Şubat da, doğal olarak askerin niteliklerini ortaya koyan, dolayısıyla zaten baştan toplumu edilgenleştiren bir tahlil çerçevesinde ele alınmış oldu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.