1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:56
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 22.08.2008
Etyen Mahçupyan
Sahte dostlar
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar Etyen Mahçupyan - Sahte dostlar
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Cemil Ertem’in salı günkü yazısı ilginç bir paragrafla sonlanıyordu... “İşte şimdilerde küresel sermaye birikiminin gereği olarak bir iç temizliği yapan Türkiye’de, sol da bir iç temizliği yapmak zorunda. Yoksa şimdi hayatta olmayan bir Ermeni aydın için ‘artık atın bu Ermeni’yi, yazmasın’ diyen ‘solcuları’ daha çok üretir bu toplum.”

Aynı gün Ertem arayıp olayın tafsilatını ve benzer birçok olayı tanıklarıyla birlikte anlattı. Bu isimleri ve yaşananları aktarmak bana düşmez. Ama Ertem aramasaydı da o son paragrafta verdiği mesajın özü yeterince açıktı... Söz konusu yazarın Hrant, yazmakta olduğu mecranın ise BirGün gazetesi olduğu belliydi.

Bugünlerde Hrant’ı kendilerini temsil eden bir solcu, o geleneğin parçası olarak sunanların; öldüğünde ardından ağıtlar yakıp sahiplenenlerin; henüz yakın bir geçmişte onu Ermeni olduğu için dışlamaya yeltendiklerini duymaya ne de olsa pek hazır değiliz. Cemaatçi solun ideolojik sıkıntıları ne olursa olsun, ırkçılığı aşmış olduğunu düşünmeye eğilimliyiz. İnsan ilişkilerinin, hele karşınızdaki Hrant gibi biri ise, ideoloji falan tanımayacağını varsaymaktan daha doğal ne olabilir? O sıcaklığı ve samimiyeti görenlerin insanlaşacağını varsaymanın dışında, Hrant’ın 12 Eylül’de işkence görmüş bir solcu olarak hak ettiği saygının da payı vardır bu beklentimizde.

Ama hayat şeffaflaştıkça yeni dersler de üretiyor... Bunlar bilinmeyen bilgilerin su yüzüne çıktığı dersler değil... Bunlar bilinen niteliklerin ne denli yozlaşmış olduğunu gösteren, müptezelliğin nasıl bir ideolojik kimlik haline geldiğini ortaya koyan dersler...

BirGün gazetesinin bugünlerde Ergenekon’a karşı tavır almamasını, o cenahtaki kalemlerin ‘üçüncü yollar’ aramasını hep bir sıkışma olarak anlamaya çalışmıştık. Solun gerçekte kemalist ve pozitivist bir kaba aydınlanmacılığın kıskacından kurtulamadığını, yenilgilerin ve siyaseten etkisizleşmenin onları bu kıskaca mahkûm ettiğini ve ideolojik gibi gözüken tercihlerinin aslında laik kimliğin tarih dışına düşmesiyle ilintili olduğunu savunmuştuk.

Diğer bir deyişle cemaatçi solun ilkel bir dizi özelliğine karşın kötü niyetli olduğu söylenemezdi. Karşımızda bir çaresizlik, bir psikolojik tıkanma hali vardı... Meğer ne kadar safmışız... Cemaatçi solun en azından bir bölümünün gerçekte Ergenekon’a tavır alamama gibi bir sorunu olmadığını, Ergenekon siyasetini bilerek desteklediklerini şimdi dehşetle kavrıyoruz. Onların laiklikten hareketle muhafazakâr alerjisi yaşadıkları için darbeci olduklarını sanırken, şimdi ucu cinayete kadar giden kötülük şebekelerinin içinde doğal olarak yüzen yaratıklar olduklarını keşfediyoruz.

Burada insanı dehşete düşüren şey, insanlık için böylesine zararlı, hastalıklı bir düşkünlüğün ‘sol’ olarak ve ‘sol’ adına yaşanabilmesi değil. Nihayette ‘sol’ da içinde olduğu ortama göre şekil alan, farklı zihniyetlere göre biçimlenebilen ucu açık bir tutum. Sol içinde nasıl demokratlar varsa, tabii ki ırkçılar ve faşistler de olacak. Söz konusu faşistlerin kendilerini özgürlük, eşitlik vb. yanlısı saymaları ise zaten epeyce uzun bir zamandır kimseyi kandırmıyor.

Asıl dehşet verici olan, salt insani bir bağlam içinde yaşananların böylesine aşağılanabilmesi, kirletilmesi ve hâlâ kullanılmaya çalışılması. Kastım Hrant’ın BirGün’den atılmasını istemek değil... Etrafımızdaki ırkçıların birçoğunun da ‘solcu’ olmasının şaşırtıcı bir tarafı yok. Ama birlikte olmayı istemediğiniz, varlığını hazmedemediğiniz birinin ölümü üzerinden parsa toplama, kariyer yapma ve vıcık vıcık bir duygu sömürüsü üretme pespayeliğini ‘insan’ olma ile nasıl bağdaştırdıklarını anlamak zor.

Ama Türkiye’de işte bir de böyle bir ‘sol’ var... İnsanı ve insanlığı kullanan, bir kemirgen misali önce kendi vicdanını yiyen bir sol. Hrant’tan muhtemelen nefret eden, ölünce de ‘dostu’ kesilen, ‘arkadaşı’ olan bir sol. Böylesine bir müptezelliği ideolojik analiz bile kolay kaldırmaz... Bu solun niçin böyle olduğunun sorgulanmaya çalışılması bile insani tahammülün sınırlarını aşar. Bu gibi kişilerin solcu olup olmamalarını artık bir yana bırakmakta yarar var. Çünkü bunlar en basit insani onura bile sahip gözükmüyorlar. Riyakârlığı bu denli içselleştirebilenlerin solculuğu da demek ki ancak böyle oluyor...

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  2. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  3. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  4. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  5. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  6. Boykotçular - 20.08.2010
  7. Utangaçlar - 18.08.2010
  8. ‘Efendiler’ ve ‘taşralılar’ - 15.08.2010
  9. ‘Evet’çiler ve ‘Hayır’cılar - 13.08.2010
  10. Boynuz - 11.08.2010
  11. Tel gericileri ve seyirciler - 08.08.2010
  12. Teamül - 06.08.2010
  13. Cambaz ip üzerinde - 04.08.2010
  14. Ölüm siyaseti - 01.08.2010
  15. Takiye - 30.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Sahte dostlar - Etyen Mahçupyan
03.09.2010 06:56:10